Anayasa Mahkemesi

Başvuru Numarası : 2015/2738
Karar Tarihi : 21.03.2018

I. Başvurunun Konusu

  1. Başvurular, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ayırma, sözleşmenin yenilenmemesi, personel güvenlik incelemesi (PERGİN) ve yurt dışı görevine son verme işlemleri tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. Başvuru Süreci

  1. Ekli listede sıralanan başvurulara ait dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
  2. Başvuru konularının aynı olması nedeniyle ekli tablonun A sütununda numaraları belirtilen başvuru dosyalarının, aynı tablonun (1) numaralı satırında yer alan 2015/2738 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
  3. Komisyonlarca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
  4. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
  5. Başvuru belgelerinin birer örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. Olay ve Olgular

  1. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
  2. Başvurular iki grupta toplanabilir.

A. Birinci Grup Başvurular

(B. No: 2015/2738, 2742, 6070, 6243, 6289, 6796, 6799, 8345, 8346, 8348, 10182, 10569, 10911, 11150, 11340, 11348, 11925, 12285, 13011, 13899, 14122, 14180, 14429, 14592, 14726, 15325, 18637, 18824; 2016/426, 9423)

  1. Başvurucular, muvazzaf subay, astsubay statüsünde görev yapmakta iken ahlak dışı davranışlarda bulunduklarına dair isimsiz bir e-posta gönderilmesi üzerine haklarında idari tahkikat başlatılmıştır.
  2. İstihbarata karşı koyma faaliyeti çerçevesinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı görevlileri tarafından başvurucuların ifadesi alınmıştır. Söz konusu ifade metinlerinde başvurucuların ifadelerine hangi kapsamda başvurulduğu hususu belirtilmemiştir. Anılan ifade metinlerine göre başvuruculara, sanal ortamdaki herhangi bir sosyal paylaşım sitesinde üyeliklerinin olup olmadığı, internet üzerinden veya yüz yüze tanıştıkları kadınların kimler olduğu ve yaşadıkları cinsel birliktelikler sorulmuştur. Başvurucular, sorulan soruları ayrıntılı olarak yanıtlamışlar ve ifade tutanaklarını imzalamışlardır.
  3. İdari tahkikat sonucunda TSK’nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulundukları belirtilerek başvurucular hakkında;
  • TSK’dan ayırma (B. No: 2015/6070, 6243, 6289, 6796, 6799, 8345, 8346, 8348, 10911, 11150, 11340, 11348, 13011, 13899, 14122, 14180, 14592, 14726, 15325, 16175, 18637, 18824, 2016/9423),
  • Sözleşmenin feshi (B. No: 2015/10182, 11925),
  • PERGİN işlemi ve yurt dışı görevine son verme (B. No: 2015/12285, 2016/426),
  • PERGİN işlemi (B. No: 2015/2738, 2742) tesis edilmiştir.

B. İkinci Grup Başvurular

(B. No: 2015/5782, 6242, 9085, 10397, 13313, 13649, 14121, 14429, 15042)

  1. Başvurucular; TSK bünyesinde muvazzaf subay, astsubay statüsünde görev yapmakta iken İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 2010 yılında başlatılan ve kamuoyunda “kumpas soruşturması” adıyla bilinen soruşturma üzerine açılan kamu davasında, zincirleme olarak kişisel verileri kaydetme ve suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma suçu isnadıyla sanık olarak yargılanmışlardır.
  2. Bu davada aralarında başvurucuların da bulunduğu tüm sanıklar, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2016 tarihli kararıyla isnat edilen suçları işlemediklerinin sabit görüldüğü gerekçesiyle beraat etmişlerdir. Anılan karar Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21.10.2016 tarihli kararıyla onanmıştır.
  3. Başvurucular hakkında idari tahkikat süreci başlatılmıştır. Yukarıda belirtilen kamu davası kapsamında düzenlenen iddianame, iddianameye ekli dijital materyaller ve başvurucuların kişisel bilgisayarlarından elde edilen cinsel hayatlarına dair bazı fotoğraf ve videolar esas alınarak fotoğraf ve videolardaki başvurucuların davranışlarının TSK’nın ahlak anlayışıyla uyuşmadığı belirtilmek suretiyle başvurucular hakkında ahlaki durum gerekçe gösterilerek TSK’dan ayırma işlemi (B. No: 2015/6242, 9085, 10397, 13313, 13649, 14121, 14429, 15042) tesis edilmiştir.
  4. Bir başvurucu ise yukarıda belirtilen kamu davasının soruşturma aşamasında mağdur sıfatıyla dinlenilmiştir. İdare tarafından söz konusu davada yargılanan sanıkların tuttuğu ileri sürülen kayıtlarda başvurucunun cinsel hayatına ilişkin ve TSK’nın ahlak anlayışıyla uyuşmayan bazı iddiaların yer aldığı gerekçesiyle PERGİN işlemi (B. No: 2015/5782) tesis edilmiştir

C. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde Açılan Davalara İlişkin Süreç

  1. Başvurucular söz konusu işlemlere karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmışlardır. Yapılan yargılamalar sonunda açılan davalar reddedilerek kesinleşmiştir. AYİM’e göre başvuruculara isnat edilen davranışlar, TSK’nın itibarını sarsacak nitelikte ahlak dışı davranış kapsamındadır. Ayrıca AYİM, başvurucuların ifadelerinin usulsüz ve hukuka aykırı şartlarda alındığı iddialarını da reddetmiştir.
  2. Davaların reddine dair AYİM kararlarının tarih ve sayılarına ilişkin bilgiler ekli tablonun (H) ve (I) sütunlarında gösterilmiştir.
  3. Yargılamaları sona erdiren nihai kararlar ekli tablonun (F) sütununda belirtilen tarihlerde başvuruculara tebliğ edilmiştir.
  4. Başvurucular, ekli tablonun (G) sütununda gösterilen tarihlerde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İlgili Hukuk

  1. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK’da görev yapan askeri personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesine dayanak oluşturan mevzuata ve benzer durumlara ilişkin uluslararası hukuka yer vermiştir (G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13.10.2016, §§ 23-30; Tevfik Türkmen [GK], B. No: 2013/9704, 03.03.2016, §§ 23- 39; Yaşar Türkmen, B. No: 2014/5418, 15.02.2017, §§ 20-33; Mehmet Çakır, B. No: 2014/5121, 16.02.2017, §§ 19-27).

V. İnceleme ve Gerekçe

  1. Mahkemenin 21.03.2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru tarihlerine ve başvuru numaralarına ekli tabloda yer verilen bireysel başvurular incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

1. Birinci Grupta Yeralan Başvurucuların İddiaları

  1. Başvurucular; psikolojik baskı altında, hukuka aykırı şekilde ve özel hayatın gizliliği ihlal edilerek sorgulandıklarını, idarenin hukuk dışı yollarla ifadelerini aldığını ve beyanlarını çarpıtarak istihbarat raporu düzenlediğini ileri sürmüşlerdir. Bunun yanı sıra özel hayatın gizliliği ihlal edilerek alınan ifadelerin yasal delil kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla hukuki işlemlere dayanak alınamayacağını ifade etmişlerdir. Başvurucular ayrıca bir çok kez takdirname ile ödüllendirildiklerini, sicillerinin çok iyi derecede olduğunu, özel hayatlarına ilişkin unsurların hiç bir şekilde görevlerine yansımadığını belirtmişler ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

2. İkinci Grupta Yeralan Başvurucuların İddiaları

  1. Başvurucular; kumpas olduğu kamuoyu tarafından bilinen davada yargılanmış olmaları nedeniyle görevlerine son verildiğini, özel hayatlarıyla ilgili olan ve görevleriyle hiçbir ilgisi olmayan iddialar nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

  1. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

  1. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

  1. Başvurular, kamu görevlisi olan başvurucuların özel hayatlarına ilişkin unsurlar gerekçe gösterilerek mesleki birtakım tasarruflar uygulanması nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
  2. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından verilen çok sayıda kararla ortaya konulmuştur (G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13.10.2016; Tevfik Türkmen [GK], B. No: 2013/9704, 03.03.2016; Haluk Öktem [GK], B. No: 2014/13433, 13.10.2016; E.G. [GK], B. No: 2014/12428, 13.10.2016; Erhun Öksüz [GK], B. No: 2014/12777, 13.10.2016; Yaşar Türkmen, B. No: 2014/5418, 15.02.2017; Ata Türkeri, B. No: 2013/6057, 16.12.2015; Alper Akdoğan, B. No: 2016/434, 10.05.2017; Mutlu Kaluç, B. No: 2015/19937, 10.05.2017; Mehmet Çakır, B. No: 2014/5121, 16.02.2017; Hasan Özkuş, B. No: 2014/11094, 16.02.2017; Çağlar Karataş, B. No: 2016/431, 16.02.2017; Aydın Polat, B. No: 2016/430, 15.02.2017; Mustafa Güngüneş, B. No: 2014/11766, 15.02.2017; Serkan Sönmez, B. No: 2014/5727, 26.10.2016; İ.K., B. No: 2014/5427, 26.10.2017; Onur Gökdağ, B. No: 2015/3236, 20.09.2017; K.Ü., B. No: 2015/7181, 06.07.2017; Ö.E.B., B. No: 2014/20005, 26.10.2017; M.K., B. No: 2014/19584, 08.06.2017; H.Y., B. No: 2014/19607, 11.05.2017; F. B., B. No: 2015/20292, 11.05.2017; M.B., B. No: 2016/443, 11.05.2017; S.T., B. No: 2016/550, 11.05.2017; A.Ü., B. No: 2014/17190, 19.04.2017; F.T. [GK], B. No: 2014/6180, 13.10.2016; Andaç Keskin, B. No: 2016/507, 11.05.2017; Semih Kovancı, B. No: 2015/20050, 10.05.2017; Murat Karataş, B. No: 2014/9462, 15.02.2017; M.A.İ., B. No: 2014/20493, 15.02.2017).
  3. Anılan kararlarda Anayasa Mahkemesi öncelikle cinsel yaşama ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek “disiplinsizlik ve ahlaki durum” sebebiyle başvurucuların kamu görevlerine son verilmesi veya diğer yaptırımlara maruz kalmalarının özel hayatın gizliliği hakkına bir müdahale oluşturduğunu kabul etmiştir (Ata Türkeri, § 34; G.G., § 43).
  4. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen “kanunlar tarafından öngörülme”, “Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma”, “demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama” ölçütlerine uygun olması gerekir.
  5. Başvurulara konu işlemlere dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri dikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğu (Ata Türkeri, § 39; G.G., §§ 48-50), askerî disiplinin ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesinin sağlanması, bu itibarla millî güvenliğin korunması şeklinde meşru amaç taşıdığı (Ata Türkeri, §§ 40-41; G.G., §§ 51-53; Yaşar Türkmen, §§ 50-58) anlaşılmaktadır.
  6. Anayasa Mahkemesi konuyla ilgili daha önceki kararlarında, somut başvurularla benzer idari süreçler izlenerek askerî personelin cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek özel hayatın gizliliğine yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, dolayısıyla özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Mahkeme, önceki kararlarında bu sonuca varırken aşağıdaki gerekçelere dayanmıştır.
  7. Anayasa Mahkemesi ilk olarak başvurucuların ifadelerinin alınması sürecini değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesi, başvuruculara yöneltilen iddiaların görevin ifasıyla değil mahremiyet alanında gerçekleşen özel yaşam eylemleri ile ilgili olduğu tespitinde bulunmuştur (Yaşar Türkmen, § 71; M.A.İ., § 62; Mustafa Güngüneş, § 63).
  8. Mahkemeye göre istihbarat görevlileri tarafından alınan ifadelere ait tutanaklarda disiplin soruşturması için ifade alındığı belirtilmemiş ve başvurucuların ne ile suçlandığı bildirilmemiştir. Başvuruculara sorulan sorular, kişilerin tüm özel yaşamlarını kapsayacak şekilde geniş, kapsamı, sınırları ve amacı belli olmayan niteliktedir. Tüm bu hususlar nedeniyle idarenin söz konusu ifade sürecinde başvuruculara savunma hakkı tanıdığını ve özgür iradeye dayalı konuşma koşullarının sağlandığını kanıtlayamadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla özel hayata ilişkin hususlar sebep gösterilerek kamu görevine son verilmesi sürecinde başvurucuların özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında usule ilişkin güvencelerden yararlandırılmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Yaşar Türkmen, § 69; M.A.İ., § 61; Mustafa Güngüneş, § 62).
  9. İkinci olarak Anayasa Mahkemesi müdahalenin demokratik toplumda gerekli olup olmadığını, idare ve derece mahkemesi kararlarının gerekçeleri çerçevesinde incelemiştir.
  10. Anayasa Mahkemesi davaların reddine dair AYİM kararlarında, isnat edilen ve tümüyle başvurucuların özel yaşamına ilişkin olan eylemlerin, mesleki hayatları üzerindeki etkilerine dair yeterli ve ikna edici gerekçelerin belirtilmediğini ve TSK’nın işleyişi üzerindeki etkisi ve risklerinin de açıklanmadığını vurgulamıştır. Kararlarda ayrıca başvurucuların, soruşturma usulünün hukuka aykırı yöntemler içerdiğine yönelik iddialarına da makul bir gerekçe ile yanıt verilmediği, ifadelerin alındığı koşulların detaylı şekilde incelenmediği belirtilmiştir. Bu nedenlerle Anayasa Mahkemesi, AYİM kararlarının özel hayatın gizliliği hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla ilgili ve yeterli gerekçe içermediği, bu nedenle müdahalenin demokratik toplumda gerekli ve ölçülü olmadığı sonucuna varmıştır (Yaşar Türkmen, § 72; M.A.İ., §§ 62-63; Mustafa Güngüneş, §§ 63-64).

b. İlkelerin Somut Başvurulara Uygulanması

  1. Somut başvurular Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararlarında yer verilen ilkeler doğrultusunda incelendiğinde, anılan değerlendirmelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.
  2. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal İddiaları

  1. Başvurucular, yapısı ve bünyesindeki kurmay subaylar nedeniyle AYİM’in bağımsız ve tarafsız olmadığından şikâyet ederek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
  2. Başvurucuların özel hayatın gizliliği haklarının ihlal edildiğine karar verildiğinden adil yargılanma hakkı kapsamındaki şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

D. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

  1. 30.03.2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

  1. Başvurucular; yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuşlardır.
  2. Başvurularda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
  3. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili yargı merciine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
  4. Yeniden yargılama yapılması ile ihlalin sonuçlarının ortadan kalkacağı değerlendirildiğinden başvurucuların tazminat talebi hakkında ayrıca bir karar verilmesine gerek görülmemiştir.
  5. Avukat Şahin Polat tarafından temsil edilen başvuruculara 1.980 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine,
    Avukat Mustafa Bozkurt tarafından temsil edilen başvuruculara 1.980 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine,
    Avukat Cavit Çalış tarafından temsil edilen başvuruculara 1.980 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine,
    Avukat Levent Özçelik tarafından temsil edilen başvuruculara 1.980 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine,
    Avukat Meral Akkuş tarafından temsil edilen başvuruculara 1.980 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine,
    Avukat Abdullah Polat tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ödenmesine,
    Avukat Özlen Erez tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ödenmesine,
    Avukat Yasin Tekakça tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ödenmesine,
    Avukat Aykanat Açmaz tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ödenmesine,
    Avukat Mehmet Yalçın tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ödenmesine,
    Avukat Ahmet Bilgin tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ödenmesine,
    Avukat Savaş Baytok tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ödenmesine,
    Avukat Hakkı Çelik tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ödenmesine,
    Avukat Volkan Kul tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ödenmesine,
    Avukat Samet Can Olgaç tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ödenmesine,
    Avukat İlter Aksoylu tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ödenmesine,
  6. Ekli tablonun (İ) sütununda yer alan harçların ayrı ayrı başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir

VI. Hüküm

Açıklanan gerekçelerle;
A. Ekli tablonun (E) sütununda yer alan ve kamuya açık belgelerde kimliklerinin gizli tutulması talebinde bulunan başvurucuların söz konusu taleplerinin KABULÜNE,
B. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere -Anayasa’nın 21.01.2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİ
İDARİ YARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (AYİM kararlarının tarih ve sayılarına ilişkin bilgiler ekli tablonun (H) ve (I) sütunlarında gösterilmiştir.),
E. Avukat Şahin Polat tarafından temsil edilen başvuruculara 1.980 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
Avukat Mustafa Bozkurt tarafından temsil edilen başvuruculara 1.980 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
Avukat Cavit Çalış tarafından temsil edilen başvuruculara 1.980 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
Avukat Levent Özçelik tarafından temsil edilen başvuruculara 1.980 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
Avukat Meral Akkuş tarafından temsil edilen başvuruculara 1.980 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
Avukat Abdullah Polat tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ÖDENMESİNE,
Avukat Özlen Erez tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ÖDENMESİNE,
Avukat Yasin Tekakça tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ÖDENMESİNE,
Avukat Aykanat Açmaz tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ÖDENMESİNE,
Avukat Mehmet Yalçın tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ÖDENMESİNE,
Avukat Ahmet Bilgin tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ÖDENMESİNE,
Avukat Savaş Baytok tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ÖDENMESİNE,
Avukat Hakkı Çelik tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ÖDENMESİNE,
Avukat Volkan Kul tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ÖDENMESİNE,
Avukat Samet Can Olgaç tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ÖDENMESİNE,
Avukat İlter Aksoylu tarafından temsil edilen başvurucuya 1.980 TL vekâlet ücretinin ÖDENMESİNE,
F. Ekli tablonun (İ) sütununda yer alan harçların ayrı ayrı BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21.03.2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Hakkımızda
Ticaret hayatının dijitalleşmeye başlaması ile riskler de dijital ortamdan kaynaklanmış ve veri güvenliği önem kazanmıştır. Bu kapsamda siber saldırıların ve açıkların yanı sıra şirketlere ve kişilere ilişkin verilerin internet ortamında ulaşılabilir olması ile ticaret ve özel hayatın korunması yani veri gizliliği ihtiyaç haline gelmiştir.

DEVAMI

Gizlilik ve Kullanım
Verko İletişim

Ofisim İstanbul İş Merkezi Tugay Yolu Cad. No:20 B Blok Kat:7 D:39 Cevizli / Maltepe / İstanbul

0(216) 418 21 25
0(535) 344 36 32
0(535) 344 36 64

info@verko.com.tr

Open chat