İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Esas Numarası: 2017/1495
Karar Numarası: 2017/1619
Karar Tarihi: 27.11.2017

Özet

Gerekçelerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından sonuç olarak; dosya kapsamı, delil durumu, ilk derece mahkemesi kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas itibariyle yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

(6100 S. K. m. 353) (6102 S. K. m. 1147, 1435, 1440) (Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Yönetmeliği m. 14)

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava

Davacı vekili ilk derece mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacının Pegasus Havayollarında uçuşa elverişlilik kontrol müdürü olarak görev yaptığını, çalışmakta olduğu Pegasus Havayolları aracılığı ile A… Sigorta A.Ş.’nden özel sağlık sigortası yaptırdığını, 04/09/2013 tarihinde Acıbadem Hastanesinde operasyon geçirdiğini ve tedavi giderlerinin poliçe kapsamında A… Sigorta A.Ş. tarafından ödendiğini, daha sonrasında davalı A… Sigorta A.Ş.’nin 2009 yılındaki tıbbi kayıtlara dayanarak sağlık poliçesine muafiyet koyduğunu, davalı A… Sigorta A.Ş.’nin bu tıbbi bilgileri diğer davalının yapmış olduğu araştırma sonucunda elde ettiğini, kendisinin her iki davalıya da gizli sağlık bilgilerini araştırması yönünde bir talimat ya da izin vermediğini bildirerek, geçmişe dönük hasta bilgilerinin rızası dışında hukuka aykırı olarak araştırılması ve rızası dışında üçüncü kişiler ile paylaşılması nedeni ile 20.000.00-TL manevi tazminatın ve 1.000,00-TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini, sağlık sigorta poliçesine konulan muafiyetin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.

Cevap

Davalı A… Sigorta  A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının hasta olarak değil sigortalı olarak nitelendirilmesi gerektiğini, davalı olarak gösterilen sigorta şirketi de bir hastane veya sağlık sektörü kurumu olmadığından davanın sağlık hukukundan çok sigorta hukuku kapsamında değerlendirmesi gerektiğini, hasta bilgilerinin gizliliğinin hukuka aykırı biçimde ihlal edilmiş olduğu iddiasının gerçek durum ile bağdaşmadığını, sağlık bilgilerinin tüm şirket çalışanları ile paylaşıldığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, davacının muafiyetinin hukuka aykırı olarak konulduğu iddiasının kabul edilemez olduğunu, davacı uygulanan muafiyetler nedeniyle uğrayacağı muhtemel zararlarının giderilmesini isteyemeyeceğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Davalı C.. Group Medical Bilgi Sistemleri A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin yıllardır sağlık kuruluşlarına ve sigorta şirketlerine yazılım, danışmanlık ve çeşitli alt yapı hizmetleri verdiğini, davalı şirketin sadece sigorta şirketi ile sigortalı arasındaki hukuki ilişkiye uygun olarak A… Sigorta kapsamında gerekli işlemlerin yürütülmesine yardımcı olduğunu, davacı tarafla bir hukuki ilişkisi bulunmadığından öncelikle husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, TTK 1147 maddesi gereğince uygulamada tüm sigorta şirketlerinin sigortalıdan aldıkları başvuru formundaki yazılı izin ile sigortalı hakkında sağlık kuruluşları nezdinde araştırma yaptıklarını, müvekkilinin de davacının yazılı izni kapsamında gerekli araştırmayı yaptığını, sigortalının yazılı izni bulunduğundan davanın mesnetsiz olduğunu, ayrıca davacının bilgilerinin üçüncü kişilerle paylaşılmadığını, hukuka aykırı bir fiillerinin bulunmadığını, zarar oluşmadığını, tazminat koşullarının bulunmadığını, ayrıca  talep edilen tazminatın fahiş olduğunu bildirerek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Deliller

Sağlık Hizmetleri Sözleşmesi, Sigorta poliçesi, Grup Sağlık Sigorta Sertifikası ve poliçesi, e-posta yazışmaları, hasta bilgileri, maaş bordrosu, sigorta muafiyet bildirimi, grup sağlık sigortası başvuru formu, bilirkişi raporları.

İlk Derece Mahkemesi Kararı

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın esastan reddine karar verilmiştir.

İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin matbu olarak hazırlanmış formu imzalamış olmasının, kişisel verilerinin elde edilmesi hususunda geçerli bir rıza olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkiline bu hususta yeterli bilgi verilmeksizin ve aydınlatılmadan imza attırıldığını, 6698 sayılı yasa gereğince sadece o işlemle sınırlı, özgür iradeyle onay alınması gerektiğini, müvekkilinin çalıştığı kurumun kendisine sağladığı sigorta imkanından faydalanabilmek adına matbu formu imzalamak zorunda kaldığını, açık rızasının bulunmadığını, formun TBK 21. maddesine de uygun olmadığını, formun genel ve matbu olup özel olarak müvekkili için hazırlanmadığını, aksi kabul edilse bile formdaki iznin sadece sigorta şirketine araştırma yetkisi verdiğini, bilgilerin üçüncü kişilerle de paylaşılmış olduğunu, poliçeye muafiyet eklenmesinin de TTK hükümlerine uygun olmadığını, müvekkilinin kronik veya takipli hasta olmadığını, muafiyete esas alınan belge ve raporların eski tarihli olduğunu, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, davalıların eylemlerinin tazminatı gerektirdiğini bildirerek istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.

Değerlendirme ve Gerekçe

Dava; kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat ile birlikte sağlık sigorta poliçesine konulan muafiyetin kaldırılması talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karar davacı tarafça istinaf edilmiştir.

Tüm dosya kapsamına göre; davacının dava dışı Pegasus Havayolları şirketinin çalışanı olduğu, dava dışı havayolu şirketi ile davalı sigorta şirketi arasında yapılan sağlık hizmetleri sözleşmesi uyarınca havayolu çalışanlarının sigortalanabilmesi için grup sağlık sigortası başvuru formu düzenletildiği, dosyada mevcut 28/05/2013 tarihli grup sağlık sigortası başvuru formunun davacı tarafından doldurulup imzalandığı, formun son sayfasında yer alan sigortalı adaylarının sağlık beyanı kısmında “başvuru formumun kabulü halinde beyanda bulunduğum tüm hususlar hakkında A… Sigortayı, doktor, sağlık kuruluşları, sigorta şirketleri ya da idari ve resmi tüm kuruluşlardan bilgi almaya ve vermeye yetkili kıldığımı, farklı bir bilgi alınması durumunda, şirketin bilmesi gereken herhangi bir hususu gizlediğim ya da formda eksik ya da hatalı bilgi verdiğim takdirde TTK ve Sağlık Sigortası genel şartları uyarınca, bu hususun tazminat talebinin reddine ve sigorta poliçesinin iptaline neden olacağını bilmekle doğru beyan verdiğimi kabul ve taahhüt ederim.” şeklindeki kabul beyanı ile davacının, kişisel sağlık ve hastalık bilgilerinin araştırılması hususunda davalı sigorta şirketine tam yetki verdiği, davalı sigorta şirketinin davacının hastalık bilgilerini araştırmasının hukuka aykırı bir davranış olmadığı, bilakis davacının rızasına ve dava dışı hava yolu şirketi ile yaptığı sözleşme hükümlerine uygun olduğu,  sağlık sigorta poliçesi genel şartlarının 6. maddesine göre, sigorta ettirenin sözleşme yapılırken beyan yükümlülüğüne yer verildiği, buna göre sigorta ettirenin/sigortalının teklifname ve bunu tamamlayıcı belgelerde kendisine sorulan sorulara doğru cevap vermek ve rizikonun konusunu teşkil eden, rizikonun takdirine etkili olacak hususlardan kendisince bilinenleri de beyan etmekle yükümlü olduğu, aynı şartın sözleşmenin 6. maddesinde de yer aldığı, sağlık konusundaki eksik beyandan sigorta ettirenin sorumlu tutulduğu, TTK’nun 1435. maddesi gereğince de sigorta ettirenin sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu, sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte olduğu takdirde önemli kabul edildiği, aynı yasanın 1440 maddesi gereğince böyle bir durumda sigorta şirketinin belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabileceği ya da prim farkı isteyebileceği, yine 09.08.2008 tarihli Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Yönetmeliğinin 14.maddesine göre; Sağlık Sigortaları Bilgi ve Gözetim Merkezinin amacının sağlık ve hastalık branşları altında sunulan sigorta ürünlerine ilişkin güvenilir istatistiklerin üretilmesi, kamu gözetim ve denetiminin daha etkin bir şekilde yerine getirilmesi olduğu, üye sigorta şirketlerinin sağlık ve hastalık branşlarında düzenledikleri sigorta sözleşmelerine ilişkin kayıtların en çok bir gün gecikmeyle tutulduğu bir veri tabanı oluşturmak, sigortalıya ait kayıtları üye sigorta şirketlerine bedelsiz olarak vermek, üye sigorta şirketlerinin Merkez nezdinde oluşturulan veri tabanında bilgileri tutulan sigortalılara ilişkin uygulamalarını takip etmek, Merkez nezdinde oluşturulan veri tabanında bilgileri tutulan sigortalılara ilişkin tarifelerin oluşturulmasını teminen çalışmalar yapmak ve bu çalışmaları Müsteşarlığa ve Birliğe göndermek görevinin bu merkeze verildiği, davacının imzalamış olduğu grup sağlık sigortası başvuru formu ile davalı sigorta şirketini sağlık kuruluşları, sigorta şirketleri ya da idari ve resmi tüm kuruluşlardan bilgi almaya ve vermeye yetkili kıldığı, davacının kendisinde daha önce var olan rahatsızlıklar nedeniyle davalının poliçeye muafiyet koymasının olanaklı olduğu, sigorta şirketinin sigortalısında var olan hastalıkları poliçeye yazmış olduğu özel şart ile kapsam dışında bırakabileceği anlaşılmıştır.

Sonuç olarak davalıların eylemleri haksız fiil niteliğinde değildir, ortada hukuka aykırı bir fiil, kanıtlanmış bir zarar da yoktur. Maddi ve manevi tazminat koşulları da oluşmamıştır. Dosya kapsamında yer alan dört bilirkişiden oluşan heyet raporunda da belirlendiği üzere, davalının sigortalısında var olan hastalıkları poliçeye yazmış olduğu özel şart ile kapsam dışında bırakmasında hukuka aykırılık da yoktur. Yine davacı vekilinin iddiasının aksine temelde bilirkişi raporları arasında bir çelişki yoktur. Zira ilk bilirkişi raporunda da sigorta ettirenin verdiği bir onam olmaması halinde kişinin özel tıbbi bilgilerinin edinilmesinin hukuka aykırı olduğu belirlenmiştir.

Açıklanan gerekçelerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından sonuç olarak;  dosya kapsamı, delil durumu, ilk derece mahkemesi kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas itibariyle yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Hüküm

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1180 Esas, 2017/1117 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacının istinaf başvurusunun REDDİNE,

2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,  

3-Davacı tarafından yapılan istinaf başvuru giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Harcanmayan avansın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nun değişik 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27.11.2017

Hakkımızda
Ticaret hayatının dijitalleşmeye başlaması ile riskler de dijital ortamdan kaynaklanmış ve veri güvenliği önem kazanmıştır. Bu kapsamda siber saldırıların ve açıkların yanı sıra şirketlere ve kişilere ilişkin verilerin internet ortamında ulaşılabilir olması ile ticaret ve özel hayatın korunması yani veri gizliliği ihtiyaç haline gelmiştir.

DEVAMI

Gizlilik ve Kullanım
Verko İletişim

Ofisim İstanbul İş Merkezi Tugay Yolu Cad. No:20 B Blok Kat:7 D:39 Cevizli / Maltepe / İstanbul

0(216) 418 21 25
0(535) 344 36 32
0(535) 344 36 64

info@verko.com.tr

Open chat