Yargıtay 12. Ceza Dairesi

Esas Numarası: 2018/636

Karar Numarası: 2018/6140

Karar Tarihi: 30.05.2018

Özet: Sanığın, CMK’nın 135/8. madde ve fıkrasında sayılan başka bir suç sebebiyle yürütülmekte olan adli soruşturma kapsamında alınan karar uyarınca iletişiminin tespiti sırasında, Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru tanığı arayıp trafikte kendisini sıkıştırdığını iddia ettiği mağdura ait aracın plakasını sorgulattığı ve mağdurun kimlik bilgilerini temin etmek suretiyle TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasındaki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;

1. Sanık hakkında alınan iletişimin denetlenmesi kararı, CMK’nın 135/8. madde ve fıkrasındaki katalog suçlardan olan ihaleye fesat karıştırma suçuna dair olup, iddianameye konu edilen telefon görüşmeleri tesadüfen elde edilen delil niteliğinde ise de, sanığa isnat edilen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu, CMK’nın 135/8. madde ve fıkrasında belirtilen katalog suçlardan olmadığından, aynı Kanun’un 138/2. madde ve fıkrası gereğince iletişim tespit tutanaklarının bu suçun delili olarak kullanılamayacağı, iletişimin tespit tutanaklarına istinaden alınan ikrar da kanunda gösterilen hukuka uygun yöntemlerle tespit edilmediğinden suçun sübutunda delil olarak kullanılamayacağı gözetilerek, sanığın mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmamasından dolayı sanık hakkında beraat kararı verilmesi gereği,

2. Sanığın trafikte kendisini sıkıştırdığını iddia ettiği mağdura ait aracın plakasını polis memuru olan tanığı arayıp sorgulattığı ve mağdurun kimlik bilgilerini vermesini sağladığı şeklinde sübutu kabul edilen eylemi sebebiyle polis memuru olan tanığın mağdurun kimlik bilgilerini vermesinin görevinin sağladığı yetkiyi kötüye kullanması kapsamında olmadığı gözetilmeden sanık hakkında TCK 137/1-a. madde ve fıkrası gereğince artırım yapılarak sanık hakkında fazla ceza tayini, bozmayı gerektirmiştir.

Dava: Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın mahkumiyetine dair hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Karar: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Yürütülen bir suç soruşturması veya kovuşturması dolayısıyla telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri CMK’nın 135. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde uyarınca; suç işlendiğine dair kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması durumunda, suç tarihi itibariyle hakim veya gecikmesinde sakınca olan halde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Aynı maddenin 8. fıkrasında, dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine dair hükümlerin ancak, bu fıkrada katalog şeklinde sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabileceği belirtilmiş, 9. fıkrada ise, maddede belirtilen usuller dışında hiç kimsenin, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemeyeceği ve kayda alamayacağı hükme bağlanmıştır.

Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yürütülmekte olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan, ancak başka bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek şekildeki “tesadüfen elde edilen deliller” CMK’nın 135/8. madde ve fıkrasında düzenlenen katalog kapsamındaki suçlara dair ise, soruşturma ve kovuşturmada delil olarak kullanılabilmektedir. Buna karşın CMK’nın 138/2. madde ve fıkrasının açıklığı karşısında katalog kapsamında yer almayan suçlara dair kayıtların delil olarak kullanılması mümkün değildir. Kanunda, kişiler arasında telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi yalnızca belirli ağırlıktaki suç tipleri bakımından meşru kabul edilmiş, bunlar dışındaki suçlar yönünden ise özel hayatın ve haberleşmenin gizliliğinin korunmasına dair yarar üstün tutulmuştur.

Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, CMK’nın 135/8. madde ve fıkrasında sayılan başka bir suç sebebiyle yürütülmekte olan adli soruşturma kapsamında alınan karar uyarınca iletişiminin tespiti sırasında, Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru tanık Ahu’yu arayıp trafikte kendisini sıkıştırdığını iddia ettiği mağdura ait aracın plakasını sorgulattığı ve mağdurun kimlik bilgilerini temin etmek suretiyle TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasındaki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;

Sanık hakkında alınan iletişimin denetlenmesi kararı, CMK’nın 135/8. madde ve fıkrasındaki katalog suçlardan olan ihaleye fesat karıştırma suçuna dair olup, iddianameye konu edilen telefon görüşmeleri tesadüfen elde edilen delil niteliğinde ise de, sanığa isnat edilen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu, CMK’nın 135/8. madde ve fıkrasında belirtilen katalog suçlardan olmadığından, aynı Kanun’un 138/2. madde ve fıkrası gereğince iletişim tespit tutanaklarının bu suçun delili olarak kullanılamayacağı, iletişimin tespit tutanaklarına istinaden alınan ikrar da kanunda gösterilen hukuka uygun yöntemlerle tespit edilmediğinden suçun sübutunda delil olarak kullanılamayacağı gözetilerek, sanığın mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmamasından dolayı sanık hakkında CMK’nın 223/2-e madde, fıkra ve bendi gereğince beraat kararı verilmesi gerekirken,

Kabul ve uygulamaya göre de;

1. Sanığın trafikte kendisini sıkıştırdığını iddia ettiği mağdura ait aracın plakasını polis memuru olan tanığı arayıp sorgulattığı ve mağdurun kimlik bilgilerini vermesini sağladığı şeklinde sübutu kabul edilen eylemi sebebiyle polis memuru olan tanığın mağdurun kimlik bilgilerini vermesinin görevinin sağladığı yetkiyi kötüye kullanması kapsamında olmadığı gözetilmeden sanık hakkında TCK 137/1-a. madde ve fıkrası gereğince artırım yapılarak sanık hakkında fazla ceza tayini,

2. Sanık hakkında TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,

Sonuç: Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeple 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 30.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hakkımızda
Ticaret hayatının dijitalleşmeye başlaması ile riskler de dijital ortamdan kaynaklanmış ve veri güvenliği önem kazanmıştır. Bu kapsamda siber saldırıların ve açıkların yanı sıra şirketlere ve kişilere ilişkin verilerin internet ortamında ulaşılabilir olması ile ticaret ve özel hayatın korunması yani veri gizliliği ihtiyaç haline gelmiştir.

DEVAMI

Gizlilik ve Kullanım
Verko İletişim

Ofisim İstanbul İş Merkezi Tugay Yolu Cad. No:20 B Blok Kat:7 D:39 Cevizli / Maltepe / İstanbul

0(216) 418 21 25
0(535) 344 36 32
0(535) 344 36 64

info@verko.com.tr

Open chat