Yargıtay 12. Ceza Dairesi

Esas Numarası: 2017/12083
Karar Numarası:
2018/2539
Karar Tarihi:
07.03.2018

ÖZET

Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesinde zabıt katibi olarak görev yapan şikayetçi *****’ın Konya 4. İcra Müdürlüğünün 2014/5258 takip dosyasına taraf olarak eklenerek malvarlığının sorgulanıp raporunun alındığına dair şikayeti ve söz konusu işlemin Konya 14. İcra Müdürlüğünde icra katibi olarak görev yapmakta olan şüpheli *****’ın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemindeki portalından gerçekleştirildiğine dair belge örnekleri nazara alındığında, şüpheli ***** hakkındaki delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01.06.2017 tarihli ve 2017/26111 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine ilişkin mercii Konya 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.06.2017 tarihli ve 2017/3779 değişik iş sayılı kararında isabet görülmemiş olup, Hükmün bozulması gerekmiştir.

(5271 S. K. m. 309) (5237 S. K. m. 134, 136, 137)

Dava

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan şüpheli ***** hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01.06.2017 tarihli ve 2017/26111 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı şikayetçi ***** tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin Konya 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.06.2017 tarihli ve 2017/3779 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

Dosya kapsamına göre, şikayetçi *****’ın, Konya 4. İcra Müdürlüğünün 2014/5258 takip dosyasına taraf olarak eklenerek malvarlığının sorgulandığından dolayı bu işlemi yapan kişiden şikayetçi olduğu, Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda, şikayete konu kayıt ve sorgulamanın şüpheli tarafından yapıldığına dair kamu davasının açılmasını gerektirecek yeterlilikte şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden bahisle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, şikayete konu olayda şikayetçinin malvarlığının sorgulandığı ve raporunun alındığı, anılan işlemin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden Konya 14. İcra Müdürlüğünde icra katibi olarak görev yapmakta olan şüpheli *****’ın portalından gerçekleştirildiğinin sabit olması karşısında, şüpheli hakkında kamu davası açmaya yeterli delil bulunduğu, delillerin takdir ve değerlendirme yetkisinin mahkemede olduğu cihetle, itirazın kabulü ile kamu davasının açılmasına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 29.11.2017 gün ve 94660652-105-42-9154-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2017 gün ve 2017/68002 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve soruşturma evrakı tevdi kılınmakla;

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi, TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasında “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlığı altında suç olarak tanımlanmış olup, eylemin; kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle gerçekleşmesi hali, aynı Kanun’un 137. maddesinde cezada artırım nedeni olarak öngörülmüştür.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA’sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir. Herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler de, yasal anlamda “kişisel veri” olarak kabul edilmekte ise de, anılan maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, maddenin uygulamasında, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, olayda herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeni veya bu kapsamda nazara alınabilecek bir hususun bulunup bulunmadığının saptanması ve sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerekir.

TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasının, “Bu madde hükmü ile hukuka uygun olarak kaydedilmiş olsun veya olmasın, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkalarına vermek, yaymak veya ele geçirmek, bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır.” şeklindeki gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, kişisel verilerin, “verildiği”, “yayıldığı” veya “ele geçirildiği”nin kabul edilebilmesi için, kişisel verilerin kaydedilmiş halde bulunması, kaydedilmiş haliyle başkalarına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerekir.

Bu noktada belirtmek gerekir ki, kişisel verilerin, üzerinde yazılı olduğu belgenin bulunduğu yerden alınması ya da kaydedilmiş haliyle başka bir nesne üzerine taşınarak (örneğin; yazının başka bir kağıt, defter vb. nesne üzerine geçirilmesi, taşınabilir belleğe veya CD’ye aktarılması gibi işlemlerle) sabitlenmesi, böylece istenildiğinde tekrar kullanılabilmesi olanağını sağlayan her türlü faaliyet, kişisel verileri “ele geçirme” kapsamında değerlendirilebilir ise de, kişisel verilerin kaydedilmeden önce öğrenilmesi, hafızada tutulan kişisel verilerin başkalarına açıklanması, kişisel verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olunması, ancak TCK’nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebilir.

Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesinde zabıt katibi olarak görev yapan şikayetçi *****’ın Konya 4. İcra Müdürlüğünün 2014/5258 takip dosyasına taraf olarak eklenerek malvarlığının sorgulanıp raporunun alındığına dair şikayeti ve söz konusu işlemin Konya 14. İcra Müdürlüğünde icra katibi olarak görev yapmakta olan şüpheli *****’ın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemindeki portalından gerçekleştirildiğine dair belge örnekleri nazara alındığında, şüpheli ***** hakkındaki delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01.06.2017 tarihli ve 2017/26111 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine ilişkin mercii Konya 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.06.2017 tarihli ve 2017/3779 değişik iş sayılı kararında isabet görülmemiş olup,

Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01.06.2017 tarihli ve 2017/26111 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Konya 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.06.2017 tarihli ve 2017/3779 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.03.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Hakkımızda
Ticaret hayatının dijitalleşmeye başlaması ile riskler de dijital ortamdan kaynaklanmış ve veri güvenliği önem kazanmıştır. Bu kapsamda siber saldırıların ve açıkların yanı sıra şirketlere ve kişilere ilişkin verilerin internet ortamında ulaşılabilir olması ile ticaret ve özel hayatın korunması yani veri gizliliği ihtiyaç haline gelmiştir.

DEVAMI

Gizlilik ve Kullanım
Verko İletişim

Ofisim İstanbul İş Merkezi Tugay Yolu Cad. No:20 B Blok Kat:7 D:39 Cevizli / Maltepe / İstanbul

0(216) 418 21 25
0(535) 344 36 32
0(535) 344 36 64

info@verko.com.tr

Open chat