Yargıtay 12. Ceza Dairesi

Esas Numarası: 2018/8366

Karar Numarası: 2019/8625

Karar Tarihi: 11.09.2019

Özet: Mahkemece tekerrüre esas alınan ilamda, sanığın suç tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle TCK’nın 31/3. madde ve fıkrasının uygulandığı ve TCK’nın 58/5. madde ve fıkrasındaki “Fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.” hükmü gereğince anılan ilamın tekerrüre esas olmadığı, sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde tekerrüre esas başkaca bir mahkumiyetinin de bulunmadığı gözetilmeksizin, sanık hakkında yazılı şekilde tekerrür hükümlerinin uygulanması, isabetsizdir.

Sanığın, mağdur ile aralarındaki arkadaşlık ilişkisi sona erdikten sonra, mağdurun adını ve soyadını taşıyan sahte facebook hesabı açıp, bu hesap üzerinden, mağdurun günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdiği resimlerini ve adı geçen mağdurun babası olan diğer mağdurun aktif kullanımında olan cep telefonu numarasını farklı zamanlarda yayımlaması eylemlerinden dolayı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mağdur sayısınca iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken, aynı suçun mağdurlara karşı tek bir fiille işlendiğine ve TCK’nın 43/2. madde ve fıkrasının koşullarının oluştuğuna dair dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle sanık hakkında TCK’nın 136/1. madde ve fıkrası uyarınca tek bir mahkumiyet hükmü kurulması, hatalıdır.

Dava: Hakaret ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Karar: A) Hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;

Temel ceza belirlenirken, TCK’nın 61/1. madde ve fıkrasında yer alan ölçütler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle aynı kanunun 3/1. madde ve fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerektiği gözetilmeden, suçun işleniş biçimi ve sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak, alt sınır aşılıp hak ve nasafete uygun bir ceza hükmedilmesi yerine, asgari hadden ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanık ****ün, facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde, eski kız arkadaşı olan mağdur …’nin onur, şeref ve saygınlığını alenen rencide edecek biçimde; 1 Eylül 18.13’te, “Offffff hadi çılgın dakikalar yaşayalım”, 2 Eylül 12.14’te, “Bugün doğum günüm, ilk kimle sevişeyim”, 5 Eylül 23.49’da, “sen iyi s.kiyorsun”, aynı gün saat 23.53’te, “Kırmızı iç çamaşırım ve sen koy bana, bırakma beni, s.k beni, kocammm her gece gibi sert s.k beni, domalt, ters çevir…” vb. paylaşımlarda bulunması eylemlerinin, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda gerçekleştiği ve TCK’nın 43/1. madde ve fıkrasının koşulları oluştuğu halde, söz konusu paylaşımların bütünün parçaları görünümünden ibaret bulunduğu ve tek bir fiil oluşturduğuna dair dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle sanık hakkında zincirleme suç hükmünün uygulanmaması, temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni olarak kabul edilmemiştir.

T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesi gerekliliğinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sübuta ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Mahkemece tekerrüre esas alınan Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 30.05.2008 tarihli, 2007/307 esas, 2008/404 karar sayılı ve TCK’nın 142/1-b, 143, 31/3, 63, 51, 54/1. maddeleri gereğince 2 yıl denetim süresi belirlenen erteli 1 yıl 6 ay 20 gün hapis cezasına ilişkin ilamda, sanığın suç tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle TCK’nın 31/3. madde ve fıkrasının uygulandığı ve TCK’nın 58/5. madde ve fıkrasındaki “Fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.” hükmü gereğince anılan ilamın tekerrüre esas olmadığı, sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde tekerrüre esas başkaca bir mahkumiyetinin de bulunmadığı gözetilmeksizin, sanık hakkında yazılı şekilde tekerrür hükümlerinin uygulanması,

Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, aynı kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının 2 numaralı bölümünün 7. paragrafındaki, “Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 30.05.2008 gün ve 2007/307-2008/404 Sayılı kararı ile ulaşılmış hürriyeti bağlayıcı ceza gereğince mükerrir sıfatı gözetilmekle TCK’nun 58/6-7 ve 5275 s.lı CGTİK’nun 108 düzenlemeleri uyarınca sanığın yukarıda ulaşılan sonuç cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tebirinin uygulanmasına,” ibarelerinin hükümden çıkarılması suretiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B) Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sübuta ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1) Sanık ****ün, mağdur **** ile aralarındaki arkadaşlık ilişkisi sona erdikten sonra, mağdur ****nin adını ve soyadını taşıyan sahte facebook hesabı açıp, bu hesap üzerinden, mağdur ****nin günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdiği resimlerini ve adı geçen mağdurun babası olan diğer mağdur ****ın aktif kullanımında olan cep telefonu numarasını farklı zamanlarda yayımlaması eylemlerinden dolayı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mağdur sayısınca iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken, aynı suçun mağdurlara karşı tek bir fiille işlendiğine ve TCK’nın 43/2. madde ve fıkrasının koşullarının oluştuğuna dair dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle sanık hakkında TCK’nın 136/1. madde ve fıkrası uyarınca tek bir mahkumiyet hükmü kurulması,

2) Kabul ve uygulamaya göre de:

a) Temel ceza belirlenirken, TCK’nın 61/1. madde ve fıkrasında yer alan ölçütler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle aynı kanunun 3/1. madde ve fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerektiği gözetilmeden, suçun işleniş biçimi ve sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak, alt sınır aşılıp hak ve nasafete uygun bir ceza hükmedilmesi yerine, asgari hadden ceza tayini,

b) Sanığa TCK’nın 136/1. madde ve fıkrası gereğince belirlenen 2 yıl hapis cezasından, aynı kanunun 43/2. maddesi yollamasıyla 43/1. madde ve fıkrası gereğince ¼ artırımla 2 yıl 6 ay hapis ve TCK’nın 62/1. madde ve fıkrası gereğince 1/6 oranında indirim yapılması sonucunda da 2 yıl 1 ay hapis cezası hükmetmek yerine, hesap hatasından dolayı TCK’nın 43/2. maddesi yollamasıyla 43/1. madde ve fıkrası gereğince ¼ artırımla 1 yıl 6 ay hapis ve TCK’nın 62/1. madde ve fıkrası gereğince 1/6 oranında indirim yapılması sonucunda da 1 yıl 3 ay hapis cezası hükmolunarak eksik ceza tayini,

c) İddianamede verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun mağdur sayısınca oluştuğu açıklanarak, sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanması talep edilmediği halde, CMK’nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan, sadece “Hakkınızda TCK’nın 136/1 düzenlemesi birlikteliğinde aynı yasanın 43 düzenlemesinin uygulanma ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanındığı, ayrıca CMK’nın 195. maddesine göre tebliğe rağmen yapılacak duruşmaya gelmediğiniz takdirde yokluğunuzda karar verileceği tebliğ ve ihtar olunur.” biçimindeki meşruhatlı davetiyenin tebliğ edilmesi yeterli kabul edilerek, zincirleme suça ilişkin hükmün uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,

d) Mahkemece tekerrüre esas alınan Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 30.05.2008 tarihli, 2007/307 esas, 2008/404 karar sayılı ve TCK’nın 142/1-b, 143, 31/3, 63, 51, 54/1. maddeleri gereğince 2 yıl denetim süresi belirlenen erteli 1 yıl 6 ay 20 gün hapis cezasına ilişkin ilamda, sanığın suç tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle TCK’nın 31/3. madde ve fıkrasının uygulandığı ve TCK’nın 58/5. madde ve fıkrasındaki “Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.” hükmü gereğince anılan ilamın tekerrüre esas olmadığı, sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde tekerrüre esas başkaca bir mahkumiyetinin de bulunmadığı gözetilmeksizin, sanık hakkında yazılı şekilde tekerrür hükümlerinin uygulanması,

e) T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Sonuç: Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı kanunun 326/ son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının infazda gözetilerek saklı tutulmasına, 11.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hakkımızda
Ticaret hayatının dijitalleşmeye başlaması ile riskler de dijital ortamdan kaynaklanmış ve veri güvenliği önem kazanmıştır. Bu kapsamda siber saldırıların ve açıkların yanı sıra şirketlere ve kişilere ilişkin verilerin internet ortamında ulaşılabilir olması ile ticaret ve özel hayatın korunması yani veri gizliliği ihtiyaç haline gelmiştir.

DEVAMI

Gizlilik ve Kullanım
Verko İletişim

Ofisim İstanbul İş Merkezi Tugay Yolu Cad. No:20 B Blok Kat:7 D:39 Cevizli / Maltepe / İstanbul

0(216) 418 21 25
0(535) 344 36 32
0(535) 344 36 64

info@verko.com.tr

Open chat