Yargıtay 12. Ceza Dairesi

Esas Numarası: 2019/12302
Karar Numarası: 2019/10581
Karar Tarihi: 23.10.2019

Mahkemesi: Kanun Yararına Bozma Bürosu

Kişilerin huzur ve sükununu bozma ile verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarından meçhul şüpheli ile şüpheliler CLK Boğaziçi Elektrik Perakende Satış Anonim Şirketi haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11.07.2018 tarihli ve 2017/37633 soruşturma, 2018/19084 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Eskişehir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13.09.2018 tarihli ve 2018/4670 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,

Somut olayda, müşteki vekilinin, müvekkiline CLK Boğaziçi Elektrik Perakende Satış Anonim Şirketi, Pruva Hukuk Bürosu ve Yazar Hukuk Bürosu’ndan bir süredir borcunun ödenmesi amacıyla çeşitli mesajlar ve evraklar geldiğini belirterek şikayetçi olması üzerine herhangi bir soruşturma yapılmadan, söz konusu mesajların borcun tahsiline yönelik olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, mesaj gelen ve gönderilen numaraların HTS kayıtlarının alınması, şüphelilerin belirlenmesi, ne kadar sıklıkla mesaj geldiğinin tespit edilmesi ve sonucuna göre şüphelilerin üzerlerine atılı bulunan suçlar bakımından hukuki durumlarının değerlendirilmesi, ayrıca belirtilen hukuk bürolarında çalışan avukatlar tarafından söz konusu mesaj ve belgelerin gönderildiğinin anlaşılması halinde de, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nca öngörülen soruşturma usulüne uygun şekilde soruşturmanın icra edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 07.12.2018 tarihli ve 94660652-105-26-14224-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.12.2018 tarihli, 2018/100974 sayılı ihbarnamesi ve Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 08.07.2019 tarihli, 2018/12349-2019/9637 sayılı görevsizlik kararı ile daireye ihbar ve soruşturma evrakı tevdi kılınmakla;

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

İncelenen dosyada, şikayetçi vekilinin, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu ve şikayetçiye çeşitli tarihlerde gönderilen borç mektupları ile SMS görüntülerine ilişkin belge örneklerini de delil olarak eklediği 02.11.2017 tarihli dilekçede; 77 yaşında ve tansiyon hastası olan şikayetçinin, T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, yerleşim yeri adresi ve cep telefonu numarası gibi kişisel verilerini rızası dışında ele geçirip, herhangi bir borcu bulunmadığını bildikleri şikayetçiye, borcunu ödemesi yönünde ısrarla mesaj ve borç ihtarı/faiz affı içerikli mektuplar göndererek, onun huzur ve sükununu bozan şüpheliler CLK Boğaziçi Elektrik Perakende Satış Anonim Şirketi, Pruva Hukuk Bürosu, Yazar Hukuk Bürosu ile tespit edilecek diğer ilgililerden şikayetçi olduklarını ifade etmesi üzerine başlatılan adli soruşturma kapsamında, şikayetçinin vekili de hazır edilerek 06.12.2017 tarihinde Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesinin alınmasının ve şikayetçi adına kayıtlı GSM hattının 01.07.2016-07.12.2017 tarihleri arasındaki iletişiminin tespitine ilişkin belgelerin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığının 13.04.2018 tarihli cevabi yazısıyla temin edilmesinin ardından, “… taraflar arasında hukuki sürecin devam ettiği, müştekinin gelen mesajlara inanarak ödeme yapma mecrubiyeti bulunmadığı hakkında başlatılan icra takibine karşı yasal itiraz hakkının bulunduğu anlaşıldığından bu tür mesajları atmanın müştekiye rahatsızlık verme kastıyla veya onun kişisel bilgilerinin hukuka aykırı ele geçirilerek yapılmış olamayacağı olsa olsa borcun tahsiline yönelik olabileceği anlaşıldığından…” gerekçesiyle kişilerin huzur ve sükununu bozma ile verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarının yasal unsurlarının oluşmadığını kabul edilerek, 11.07.2018 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,

Şikayetçinin cep telefonuna mesaj ve adresine borç ihtarı/faiz affı içerikli mektuplar gönderen şüphelinin veya şüphelilerin tespit edilmesi için gereken yazışmalar usulüne uygun olarak yapılıp, şikayetçiye ait T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, yerleşim yeri adresi, cep telefonu numarası gibi kişisel verilere nasıl ulaşıldığı, mesaj ve mektupların tarihi, sayısı ve yoğunluğu, şikayetçinin “borçlu” sıfatının bulunup bulunmadığı araştırılarak, hukuk bürolarında çalışan avukatlar tarafından söz konusu mesaj ve belgelerin gönderildiğinin anlaşılması halinde, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58. maddesinin 1. fıkrasındaki, “Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır…” ve aynı Kanun’un 59. maddesindeki, “58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir. Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenleyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir. İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri uyarınca, hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir. Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır…” şeklindeki düzenlemelere istinaden soruşturma izni verilip verilmeyeceğinin takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmesi gerektiği nazara alınıp, toplanacak delillere göre ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, genel hükümler çerçevesinde eksik soruşturmaya dayalı olarak Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca 11.07.2018 tarihli ve 2017/37633 soruşturma, 2018/19084 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği anlaşıldığından, anılan karara karşı yapılan itirazın belirtilen şekilde inceleme yapılmasından sonra sonuçlandırılması yerine reddine ilişkin mercii Eskişehir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13.09.2018 tarihli ve 2018/4670 değişik iş sayılı kararında isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle;

Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen ihbarnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Eskişehir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13.09.2018 tarihli ve 2018/4670 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde Sulh Ceza Hâkimliğince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hakkımızda
Ticaret hayatının dijitalleşmeye başlaması ile riskler de dijital ortamdan kaynaklanmış ve veri güvenliği önem kazanmıştır. Bu kapsamda siber saldırıların ve açıkların yanı sıra şirketlere ve kişilere ilişkin verilerin internet ortamında ulaşılabilir olması ile ticaret ve özel hayatın korunması yani veri gizliliği ihtiyaç haline gelmiştir.

DEVAMI

Gizlilik ve Kullanım
Verko İletişim

Ofisim İstanbul İş Merkezi Tugay Yolu Cad. No:20 B Blok Kat:7 D:39 Cevizli / Maltepe / İstanbul

0(216) 418 21 25
0(535) 344 36 32
0(535) 344 36 64

info@verko.com.tr

Open chat