Yargıtay 12. Ceza Dairesi

Esas Numarası: 2017/3896

Karar Numarası: 2018/3594

Karar Tarihi: 28.03.2018

Özet:

1. Sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1-2. madde, fıkra ve cümlesindeki tehdit ile TCK’nın 125/2. madde ve fıkrası yollamasıyla aynı Kanun’un 125/1. madde ve fıkrasındaki hakaret suçlarının, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabi olup, mağdurların hükümlerin tefhim edildiği 07.04.2015 tarihli duruşmada şikayetlerinden vazgeçtiklerini ifade etmeleri karşısında, TCK’nın 73/6. madde ve fıkrası uyarınca, sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğine dair beyanı alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,

2. Sanığın, mağdurlara ait facebook hesaplarından temin ettiği mağdurların kişisel veri niteliğindeki görüntülerini, aynı sitede mağdur adına açtığı sahte hesap üzerinden, 19.01.2011 tarihine kadar yayımlayarak, mağdurlara karşı üst sınırı 4 yıl hapis cezasını gerektiren TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasındaki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediği iddia edilmiş olup, suç tarihinden sonra, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 Sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;

a) Soruşturma evresinde, 04.12.2004 tarihli ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171. maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine,

b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine,

c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü gereğince verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,

bozmayı gerektirmiştir.

Dava: Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, hakaret ve tehdit suçlarından sanığın mahkumiyetine dair hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Karar: Sanığın, 19.01.2011 tarihinde işlediği sabit görülen mağdurlar ve Nurcan’a yönelik verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı TCK’nın 136, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mağdur sayısınca ayrı ayrı 10 ay hapis cezası, mağdurlar **** ve Nurcan’a yönelik hakaret suçundan dolayı TCK’nın 125/2-1, 43/1, 62/1, 52/1-4. maddeleri gereğince mağdur sayısınca ayrı ayrı 1.860,00 TL adli para cezası, mağdur ****a yönelik tehdit suçundan dolayı TCK’nın 106/1-2, 43/1, 62/1, 52/1-4. maddeleri gereğince 2.500,00 TL adli para cezası, mağdura yönelik tehdit suçundan dolayı TCK’nın 106/1-1, 43/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri gereğince 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair Savaştepe Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05.07.2011 tarihli, 2011/36 esas, 2011/73 Sayılı kararının itiraz edilmeden 21.07.2011 tarihinde kesinleşmesinin ve kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıllık denetim süresinin başlamasının ardından, Balıkesir 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12.12.2014 tarihli, 2014/738 esas, 2014/515 Sayılı kararı ile 02.11.2014 tarihinde işlediği sabit görülen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan dolayı TCK’nın 123/1, 62/1, 50/1-a, 52/2. maddeleri gereğince 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair mahkumiyet hükmü 19.12.2014 tarihinde kesinleşen sanık hakkında, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi sebebiyle ihbarda bulunulmasını müteakip, duruşma açılarak, sanığın savunması alınıp, 05.07.2011 tarihli hükümlerin CMK’nın 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına dair Savaştepe Asliye Ceza Mahkemesi’nin 07.04.2015 tarihli, 2015/6 esas, 2015/106 Sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

5271 Sayılı CMK’nın 254. maddesinin, 02.12.2016 tarihli ve 29906 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 35. maddesiyle değiştirilen 1. fıkrasında, “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253. maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” hükmüne yer verilmiş ise de, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun karar tarihinden önce de uzlaşma kapsamında olduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki; yapılan kanun değişikliği gereği hükümlerin açıklanmasına neden olan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçuna dair hükümle ilgili olarak uyarlama yargılaması yapılması için mahkemesine bildirimde bulunulup, yapılacak yargılama ile verilecek kararın sonucuna göre hükümlerin açıklanıp açıklanmayacağına karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasını öneren görüşe iştirak edilmemiştir;

Ancak,

1) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşıoy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklanmasıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 230. maddesinde ise hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça ifade edilmesi, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirilmesinin yapılması, Ceza Kanunu’nda öngörülen sıra ve esalara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkumiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa dair istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 1412 Sayılı Kanun’un 308/7 ve 5271 Sayılı CMK’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır.

Yerel mahkemece, bu ilkelere uyulmadan, sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemlerinin ve suçların unsurlarının nelerden ibaret olduğu, hangi sebeple hangi delillere üstünlük tanındığı tartışılıp değerlendirilmeksizin, hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kaldırılması ve hükümlerin açıklanması nedenlerinin ifade edilmesiyle yetinilerek, yasal gerekçeden yoksun şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,

2) Kabul ve uygulamaya göre de:

a) Savaştepe Cumhuriyet Başsavcılığının 02.03.2011 tarihli iddianamesindeki anlatım ve uygulanması istenen sevk maddelerine göre; sanığın, mağdura karşı TCK’nın 106/1-2. madde, fıkra ve cümlesindeki tehdit, diğer mağdura karşı TCK’nın 106/1-1. madde, fıkra ve cümlesindeki tehdit suçlarını işlediği iddia edilmesine rağmen sanık hakkında mağdura karşı TCK’nın 106/1-1. madde, fıkra ve cümlesindeki tehdit, diğer mağdura karşı TCK’nın 106/1-2. madde, fıkra ve cümlesindeki tehdit suçlarından dolayı yasal gerekçeye dayanılmaksızın mahkumiyet hükümleri kurulması,

b) Karar tarihinden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesiyle değişik CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının ( b ) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve TCK’nın 106/1-1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; TCK’nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 Sayılı Kanun’un 35. maddesiyle değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre TCK’nın 106/1-1. madde, fıkra ve cümlesindeki tehdit suçu açısından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

c) Sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1-2. madde, fıkra ve cümlesindeki tehdit ile TCK’nın 125/2. madde ve fıkrası yollamasıyla aynı Kanun’un 125/1. madde ve fıkrasındaki hakaret suçlarının, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabi olup, mağdurların hükümlerin tefhim edildiği 07.04.2015 tarihli duruşmada şikayetlerinden vazgeçtiklerini ifade etmeleri karşısında, TCK’nın 73/6. madde ve fıkrası uyarınca, sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğine dair beyanı alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,

d) Sanığın, mağdurlara ait facebook hesaplarından temin ettiği mağdurların kişisel veri niteliğindeki görüntülerini, aynı sitede mağdur adına açtığı sahte hesap üzerinden, 19.01.2011 tarihine kadar yayımlayarak, mağdurlara karşı üst sınırı 4 yıl hapis cezasını gerektiren TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasındaki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediği iddia edilmiş olup, suç tarihinden sonra, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 Sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;

i. Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171. maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine,

ii. Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine,

iii. Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü gereğince verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,

Sonuç: Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeksizin hükümlerin bu sebeplerle 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 28.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hakkımızda
Ticaret hayatının dijitalleşmeye başlaması ile riskler de dijital ortamdan kaynaklanmış ve veri güvenliği önem kazanmıştır. Bu kapsamda siber saldırıların ve açıkların yanı sıra şirketlere ve kişilere ilişkin verilerin internet ortamında ulaşılabilir olması ile ticaret ve özel hayatın korunması yani veri gizliliği ihtiyaç haline gelmiştir.

DEVAMI

Gizlilik ve Kullanım
Verko İletişim

Ofisim İstanbul İş Merkezi Tugay Yolu Cad. No:20 B Blok Kat:7 D:39 Cevizli / Maltepe / İstanbul

0(216) 418 21 25
0(535) 344 36 32
0(535) 344 36 64

info@verko.com.tr

Open chat