Bărbulescu V. Romania Davası

Başvuru Numarası: 61496/08

Karar Tarihi: 12.01.2016

Bărbulescu v. Romania davası, işçinin elektronik iletişimi ve erişim sağladığı dijital içeriğin istihdam ilişkisi içerisinde olduğu şirket tarafından izlenmesini mütakip istihdam ilişkisinin kesilmesi ve yerel mahkemenin özel hayat ve yazışma hakkına hakkını ihlaline ilişkindir.

Büyük Daire, 8. maddenin (özel hayatın ve yazışmanın gizliliği hakkına saygı) ihlal edildiğine 11 oya karşılık 6 oy ile karar vermiştir.

Mahkeme; yerel kamu kurum ve kuruluşları tarafından Bărbulescu’ya ait özel hayatı ve yazışmanın gizliliği hakkının yeterli düzeyde korunmadığına ve menfaatler arasındaki dengenin sağlanmadığına kanaat getirmiştir.

Özellikle, Bărbulescu’nun işvereni tarafından elektronik iletişiminin izlenebileceğine dair önceden bir ihtar veya izlemenin şekli ve kapsamı hususunda bilgilendirilmesi ve Bărbulescu’nun özel hayat ve yazışma hakkına hangi oranda müdahale edildiğini belirleyememiştir. Ayrıca, yerel mahkeme;

  • İzleme tedbirlerini meşru kılan nedenleri,
  • İşvereninin özel ve aile hayatının gizliliği hakkı kapsamında daha az müdahaleye neden olacak başka tedbirleri alıp alamayacağı,
  • İşveren tarafından bu izleme ve içeriklere erişimin, Bărbulescu’nun bilgisi dahilinde olup olmadığı,

hususlarını incelememiştir.

Olay

Başvuru sahibi, Bogdan Mihai Bărbulescu 1979 yılı doğumlu ve Bükreş’te mukim bir Romanya vatandaşıdır.

Bărbulescu, 1 Ağustos 2004 tarihinden 6 Ağustos 2007 tarihine kadar özel bir şirket tarafından satıştan sorumlu mühendis olarak işe alınmıştır. İşverenin talebi ile Bărbulescu müşteri talep ve şikayetlerini cevaplandırmak amacıyla bir Yahoo Mesenger hesabı oluşturmuştur.

3 Temmuz 2007 tarihinde şirket içerisinde; bir çalışanın interneti, telefonu ve fotokopi makinasını gizlice kişisel amaçları için kullanması sebebiyle işten çıkarıldığına dair bir bilgilendirme yapılmıştır.

13 Temmuz 2007 tarihinde işveren tarafından Yahoo Messenger yazışmamalarının izlendiği ve bunun sonucunda da Bărbulescu’nun Yahoo Messenger’ı kişisel amaçları için kullandığının tespit edildiği ve buna ilişkin savunması talep edilmiştir.

Bărbulescu savunmasında, söz konusu hesabı sadece iş amaçlarıyla kullandığını belirtmiştir. Bu ifadenin ardından işveren, Bărbulescu’nun 5 Temmuz ile 12 Temmuz 2007 tarihleri arasında kardeşi ve nişanlısıyla yaptığı kişisel konuşmaları da içeren 45 sayfalık dökümü Bărbulescu’nun dikkatine sunmuştur. 1 Ağustos 2007 tarihinde, şirket kurallarına aykırılık ve şirket kaynaklarının kişisel amaçlarla kullanılması sebepleriyle işveren, Bărbulescu ile olan hizmet sözleşmesini feshetmiştir.

Hizmet sözleşmesinin feshedilmesinin ardından Bărbulescu, feshin haksız bu nedenle de geçersiz olduğunu ve işvereninin yazışmalarına erişim sağlaması nedeniyle bu uygulamanın Anayasaya ve Ceza Kanunu’a aykırılık teşkil ettiğini ve yazışma hakkını ihlal ettiğini iddia ederek işverenine dava açmıştır. Aralık 2007 tarihinde, yerel mahkeme tarafından dava; işverenin İş Kanunu uyarınca işten çıkarma usullerine uyduğu, işverenin iş amacıyla işçilere sağlanan internetin kullanımı hakkında kurallar koyma hakkını haiz olduğu ve şirket kurallarının Bărbulescu tarafından bilindiği ve şirketin bu hususta Bărbulescu’yu bilgilendirdiği gerekçeleriyle reddedilmiştir.

Bărbulescu, menfaateler arasında dengenin sağlanmadığı gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir. 17 Haziran 2008 tarihinde Temyiz Mahkemesi birinci derece mahkemesinin hükmünü onayarak Bărbulescu’nun taleplerini reddetmiştir. Temyiz Mahkemesi, Avrupa Birliği’nin 95/46/AT sayılı yönergesine atıfta bulunarak; işvereninin şirketteki tüm çalışanları şirket kaynaklarının kişisel amaçlarla kullanılmaması hususunda ihtar etmesi ve şirket kuralları kapsamında iş yeri düzeninin ihlal edilip edilmediğinin tespitinin yapılması için Bărbulescu’nun iletişim araçlarının izlenmesinin, makul olan tek yöntem olduğuna karar verilmiştir.

Başvuru, Usul ve Mahkeme’nin Yapısı

Başvuru, 15 Aralık 2008 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesine (özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmanın gizliliğine saygı hakkı) dayanarak Bărbulescu, işverenin hizmet sözleşmesini elektronik iletişimin izlenmesi ve kendisine ait içeriğe erişim sağlanmasının ardından feshedilmesinin özel ve aile hayatına saygı hakkı ihlali olduğunu ve yerel mahkemenin bu hakkı ihlal ettiği gerekçesiyle başvurmuştur.

12 Ocak 2016 tarihinde, 6 oya karşılık bir oy ile alınan Daire kararı ile Sözleşme’nin 8. maddesine aykırılık tespit edilmemiştir.

12 Ocak 2016 tarihinde Daire ilgili kararında, yerel mahkemenin Bărbulescu,’nun özel hayat ve yazışmanın gizliliği hakkı ile işverenin menfaati arasında denge kurulduğu gerekçesiyle 8. maddeye aykırılık olmadığına dair kararını 6 oya karşı 1 oy ile haklı bulmuştur. Mahkeme, her ne kadar davanın Bărbulescu’nun özel hayatının gizliliği hakkıyla ilgili olsa da işverenin Bărbulescu’nun iletişim araçlarını ve yazışmalarını izlemesinin, iş yerinde düzen ve disiplinin sağlanması adına makul olduğuna karar vermiştir.

Bărbulescu’nun talebi üzerine dava 6 Haziran 2016 tarihinde Büyük Daire’ye tevdi edilmiştir.

Fransa Hükümeti ve Avrupa Ticaret Birliği Federasyonu (ETUC) yazılı olarak 3. kişi görüşü vermişlerdir.

Karar, Büyük Daire’de görev alan

Guido Raimondi, (İtalya) Başkan,
Angelika Nußberger (Almanya),
Mirjana Lazarova Trajkovska (Makedonya),
Luis López Guerra (İspanya),
Ledi Bianku (Arnavutluk),
Işıl Karakaş (Türkiye),
Nebojša Vučinić (Karadağ),
André Potocki (Fransa),
Paul Lemmens (Belçika),Dmitry Dedov (Rusya),
Jon Fridrik Kjølbro (Danimarka),
Mārtiņš Mits (Litvanya),
Armen Harutyunyan (Ermenistan),
Stéphanie Mourou-Vikström (Monako),
Georges Ravarani (Lüksemburg),
Marko Bošnjak (Slovenya),
Tim Eicke (Birleşik Krallık)
ve Søren Prebensen, Büyük Daire Kayıt Memurluğu Başkanı

17 hakim tarafından verilmiştir.

Mahkeme’nin Kararı

8. Madde

Mahkeme, iş yerinde yapılan yazışmaların ve her türlü iletişimin “özel hayat” ve “yazışma” kapsamında değerlendirilebileceği bu nedenle de 8. maddenin söz konusu davaya uygulanabileceği kanaatine varmıştır. Her ne kadar Bărbulescu’nun iş yerinde kendi mahremiyetine ilişkin makul beklentileri olup olmamasına gerektiği husus sorgulanabilir olsa da işverenin talimatları işçinin, iş yerindeki özel ve sosyal hayatını sıfıra indiremez. Özel hayata ve yazışmanın gizliliğine saygı hakkı her ne kadar gerekli hallerde sınırlandırılabilir olsa da söz konusu haklar var olmaya devam eder.

Başvurunun konusu olan Bărbulescu’nun yazışmalarının ve iletişiminin izlenerek, istihdam ilişkisi içerisinde bulunduğu özel şirket tarafından işten çıkarılması ve işten çıkarmanın yerel mahkemeler tarafından haklı bulunmasıdır. Bu nedenle Mahkeme, başvurunun Devlet’in pozitif yükümlülükleri açısından da değerlendirilmesi gerektiğine kanaat getirmiştir. Yerel kamu kurum ve kuruluşları, Bărbulescu’nun özel hayata saygı hakkı ile işverenin şirketin faaliyetlerini gerektiği şekilde devam ettirmek için tedbirler alınmasına ilişkin menfaatler arasında bir denge sağlamakla yükümlüdür.

Yerel kamu kurum ve kuruluşlarının kurmak ile yükümlü oldukları menfaat dengesi kapsamında Mahkeme, öncelikle yerel mahkemenin Bărbulescu’nun özel hayatının gizliliği hakkına ve bu hakka uygulanabilir ilkeleri nasıl ele aldığını değerlendirmiştir. Yerel Temyiz Mahkemesi incelemesinde, Avrupa Birliği Yönergesi’nde yer alan gereklilik, amaçla sınırlı olmak, şeffaflık, kanuna uygunluk, orantılılık ve güvenlik ilkelerine atıfta bulunmuştur.

Fakat yerel mahkemeler, işverenin Bărbulescu’yu izleme ihtimaline ilişkin tedbirler alması ve bu tedbirlerin muhteviyatı hakkında Bărbulescu’ya önceden bilgilendirme yapılıp yapılmadığına dair bir inceleme yapmamıştır. Yerel mahkeme kararında, Bărbulescu’dan önce işten çıkarılan işçinin interneti, telefonu ve fotokopi makinasını kişisel amaçları için kullandığına dair bir bilgi gönderdiğinin altını çizmiştir. Temyiz mahkemesi ise bu nedenle Bărbulescu’nun işvereni tarafından şirket kaynaklarını kişisel amaçlar dahilinde kullanmaması gerektiğine dair uyarıldığına kanaat getirmiştir.

Mahkeme, uluslararası ve Avrupa standartları kapsamında önceden ihtar (veya bilgilendirme); özellikle işçiye ait yazışma içeriklerine erişimi içeriyorsa, işverenin izleme uygulaması başlamadan önce işçiyi uyarması anlamına gelmektedir. Mahkeme söz konusu olayda işverenin; izlemenin kapsamı ve içeriği veya işverenin Bărbulescu’nun yazışmalarına erişim sağlayabilme ihtimaline dair bir bilgilendirme yapmadığı sonucuna varmıştır.

İzleme süresince, işveren tarafından tüm yazışma ve iletişimin kayıt altına alınması ve bu içeriklerin basılı hale getirmiş olmasına rağmen yerel mahkemeler, söz konusu izlemenin kapsamı ve bu izlemenin Bărbulescu’nun mahremiyetine müdahale derecesini göz önüne almamışlardır.

Ayrıca, yerel mahkemeler Bărbulescu’nun yazışma ve iletişiminin izlenmesine ilişkin işverenin meşru nedenleri olup olmadığına dair yeterli bir inceleme yapmamıştır. Yerel mahkeme, şirketin bilgi işlem sistemlerinin zarar görmemesi veya hukuka aykırılıkları önlemek adına bu izlemenin yapıldığına karar vermiştir. Fakat, örnek verilen risklere Bărbulescu’nun herhangi bir şekilde sebebiyet vermemesinden ötürü bu riskler teoride kalmaktadır.

İlaveten, yerel mahkemeler tarafından; Bărbulescu’nun iletişim ve yazışma kayıtlarına ilişkin içeriğin izlenmesi yerine, işverenin hedeflediği amaca ulaşması adına daha az müdahaleyi gerektiren başka bir yöntemin var olup olmadığına dair incelemenin, yeterince yapılmadığı gözlemlenmiştir.

Kaldı ki, yerel mahkemeler izlemenin sonuçlarını ve izlemeyi takip eden disiplin işlemlerinin sonuçlarının işçi için ciddiyetini incelememiştir. (istihdam ilişkisinin kesilmesi-Bărbulescu’nun en ağır disiplin cezası olan işten çıkarılmayı alması). Son olarak, disiplin soruşturmasının hangi aşamasında işverenin Bărbulescu’ya ait içeriğe erişim sağladığına (özellikle şirket kaynaklarının kullanımı hakkında Bărbulescu’nun savunmasının alındığı sırada söz konusu içeriklere erişip erişilmediği) dair bir inceleme yapılmamıştır.

Yukarıdaki açıklamalar göz önüne alarak Mahkeme; yerel kamu kurum ve kuruluşların Bărbulescu’nun özel hayatı ile yazışmanın gizliliği hakkına saygı kapsamında yeterli korumayı sağlamadığı ve menfaatler arasında adil ve meşru bir denge sağlanamadığına ve bu nedenlerle, 8. maddenin ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Adil Tazmin (Madde 41)

Mahkeme, manevi zarar kapsamında ihlale hükmedilmesinin yeterli olduğuna karar vermiştir.

Muhalefet Şerhleri

Hakim Karakaş, kısmi muhalefet şerhi, Hakim Raimondi, Dedov, Kjølbr, Mits, Mourou-Vikström ve Eicke ile birlikte muhalefet şerhi koymuşlardır. Bu görüşler kararın ekinde yer almaktadır.

Hakkımızda
Ticaret hayatının dijitalleşmeye başlaması ile riskler de dijital ortamdan kaynaklanmış ve veri güvenliği önem kazanmıştır. Bu kapsamda siber saldırıların ve açıkların yanı sıra şirketlere ve kişilere ilişkin verilerin internet ortamında ulaşılabilir olması ile ticaret ve özel hayatın korunması yani veri gizliliği ihtiyaç haline gelmiştir.

DEVAMI

Gizlilik ve Kullanım
Verko İletişim

Ofisim İstanbul İş Merkezi Tugay Yolu Cad. No:20 B Blok Kat:7 D:39 Cevizli / Maltepe / İstanbul

0(216) 418 21 25
0(535) 344 36 32
0(535) 344 36 64

info@verko.com.tr

Open chat