Yargıtay 12. Ceza Dairesi

Esas Numarası: 2018/8469
Karar Numarası: 2019/8627
Karar Tarihi: 11.09.2019

Mahkemesi: Asliye Ceza Mahkemesi

Suçlar: Hakaret, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal

Hükümler:

1. Hakaret suçundan dolayı TCK’nın 125/2. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 125/1, 62/1, 53/1-2-3, 58/6. maddeleri gereğince mahkumiyet

2. Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK’nın 134/2, 62/1, 53/1-2-3, 58/6. maddeleri gereğince mahkumiyet

Hakaret ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın eksik incelemeye dayalı olarak ve atılı suçları kasten işlemediği gözetilmeksizin karar verildiğine, hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmamasına, hükmolunan hapis cezalarının ertelenmemesine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1. Sanığın ikrarına, mağdurun şikayet dilekçesine eklediği sanığa ait facebook hesabından yapılan paylaşımlara ilişkin belge örneklerine ve dosya kapsamına göre, sanık ****ın, facebook adlı sosyal paylaşım sitesindeki kendi hesabından; 16 Mayıs 2015 günü saat 03.22’de; “Alemdeki garsonların yüz karası” ibarelerinin altına mağdur ****ın tek başına poz vermiş şekilde çektirdiği fotoğrafını, saat 21.24’te; “Kaşara ihtiyacı olan varmı” ibarelerinin altına mağdurun tek başına poz vermiş şekilde çektirdiği başka bir fotoğrafını, 17 Mayıs 2015 günü saat 21.04’te; “Bu yanımda olan pek sayın o…pu şimdi hapiste bana yaptıkları yanına kar kalacak zannetti yalanları ortaya çıkmayacak zannetti ben onun yerinde olsam orada altı ay falan kalırdım belki kızgınlığım o zaman geçer” ibarelerinin altına mağdurla birlikteliklerini gösteren ve sol eli ile mağdura sarıldığı yan yana çekilmiş fotoğrafı, saat 21.12’de; “Bu yalancı sahtekar o…pu feyse attığım fotoğrafları öğrenmiş orada kızgınlıktan kuduruyormuş ona tavsiyem kuduz aşısı yaptırsın iyi gelir” ibarelerinin altına mağdurun tek başına poz vermiş şekilde çektirdiği ve önceki gün saat 03.22 ile 21.24’te paylaşılanlardan farklı iki fotoğrafını, saat 21.33’te; “Ben böyle hanım efendi görünen o…puları çok okuttum mezun ettim şimdi sıra onda inşallah onuda ağustos ayında mezun edeceğim diplomasını alıp üniversite mezunu olacak” ibarelerinin altına mağdurun tek başına poz vermiş şekilde çektirdiği başka bir fotoğrafını eklediği olayda,

Mağdurun 29.12.2015 tarihli duruşmada alınan; “…benim tek olarak göründüğüm fotoğraflar benim facebook hesabımda kayıtlı ve herkese açık paylaşımlardan değil sadece arkadaşlarıma paylaşıma açık olan fotoğraflarımdır. Kendisiyle birlikte göründüğümüz fotoğraf ise sanığın çektirdiği ve daha önce haberim olmayan bir fotoğraftır…” şeklindeki açıklamaları da dikkate alındığında,

Sanığın, mağdurla aralarındaki ilişkinin varlığını ve boyutunu gösteren 17 Mayıs 2015 günü saat 21.04’te paylaştığı fotoğraf dışında, daha önce mağdura ait facebook hesabında mağdur tarafından yayımlanan ve mağdurun tek başına poz vermiş şekilde çektirdiği diğer fotoğrafların, mağdurun başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyeceği özel yaşam alanına ilişkin görüntüler olarak kabul edilemeyeceği; ancak, mağdurun kişisel veri niteliğindeki bu fotoğraflarını onun rızasına aykırı şekilde yayımlayan sanığa, iddianamede eyleminin tarif edildiği de nazara alınıp, CMK’nın 226. maddesi uyarınca TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasının uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanınması; ayrıca, hakaret ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme eylemlerinin, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda gerçekleşmesi nedeniyle sanığa hakaret ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçları açısından TCK’nın 43/1. madde ve fıkrasının uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanınması, sanık hakkında 17 Mayıs 2015 günü saat 21.04’te paylaştığı fotoğraf nedeniyle TCK’nın 134/2. madde ve fıkrasındaki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan, kişisel veri niteliğindeki diğer fotoğrafları 16 Mayıs 2015 ve 17 Mayıs 2015 tarihlerinde zincirleme şekilde paylaşması nedeniyle TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasındaki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici ibareleri zincirleme şekilde ve alenen paylaşması nedeniyle de TCK’nın 125/2. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 125/1 ile 125/4. madde ve fıkralarındaki hakaret suçundan ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, “…dosyada mevcut facebook sayfası dökümlerine göre katılanında beyanında belirttiği şekilde genelin görme imkanı bulunmayan sadece arkadaş listesinde kayıtlı kişilerin görebileceği şekilde kayıtlı fotoğrafları…” biçiminde yanılgılı değerlendirme içeren, “…Sanık ****ın internette facebook sosyal paylaşım sitesindeki profilinden 16.05.2015 – 17.05.2015 tarih aralığında katılan ****a ait özel fotoğraflarını alenen yayınladığı ve müşteki hakkında ‘yalancı, sahtekar, o..pu, kuduz aşısı yaptırsın, kaşar, alemdeki garsonların yüz karası’ gibi kelimeler kullanarak hakaret ettiği anlaşılmıştır…” şeklindeki yetersiz gerekçelere dayalı olarak, sanık hakkında sadece görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ile hakaret suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulması ve hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilen eylemin belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde işlendiği kabul edilmesine, iddianamede de uygulanması talep edilmesine rağmen gerekçeden yoksun şekilde hakaret suçundan tayin olunan cezada TCK’nın 125/4. madde ve fıkrası gereğince artırım yapılmaması ve TCK’nın 43/1. madde ve fıkrasının koşulları oluştuğu halde zincirleme suç hükmünün uygulanmaması suretiyle hakaret suçundan sanığa eksik ceza tayini,

2. Kabul ve uygulamaya göre de:

a) Temel cezalar belirlenirken, TCK’nın 61/1. madde ve fıkrasında yer alan ölçütler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle aynı Kanun’un 3/1. madde ve fıkrası uyarınca işlenen fiillerin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddelerde öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerektiği gözetilmeden, suçların işleniş biçimi ve sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak, alt sınırlar aşılıp hak ve nasafete uygun bir ceza hükmedilmesi yerine, hakaret suçundan asgari hadden 3 ay hapis cezası tayin edilmesi, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan ise TCK’nın 134/2. madde ve fıkrasında, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerinin ifşası halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş, fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, cezanın yarı oranında artırılacağı düzenlenmiş iken, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 81. maddesi ile TCK’nın 134/2. madde ve fıkrasında yapılan değişiklikle temel ceza miktarının iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş ve ifşanın basın ve yayın yoluyla gerçekleşmesi halinde de aynı cezaya hükmolunacağının belirtilmiş olması karşısında, sanığın, mağdura ait özel fotoğrafları, 16.05.2015 ve 17.05.2015 tarihlerinde, facebook hesabından yayımlaması şeklinde sübutu kabul edilen eyleminden dolayı 6352 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik TCK’nın 134/2. madde ve fıkrası gereğince asgari hadden tayin edilecek ceza miktarının 2 yıl hapis cezası olduğu dikkate alınmaksızın asgari haddin de altında 1 yıl hapis cezası tayin edilmesi,

b) Sanığın, 17.05.2015 tarihinde işlediği sabit görülen görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ile hakaret suçlarından mahkumiyetine ilişkin 29.12.2015 tarihli temyize konu kararda, geçmiş hükümlülüklerden en ağırı olan Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2011 tarihli, 2011/188 esas, 2011/433 karar sayılı ilamından dolayı tekerrür hükümlerinin uygulandığı,

Tekerrüre esas alınan ilama ilişkin gerek sanığa ait dosyada mevcut olan adli sicil kaydı ile mahkemece temin edilen yerel mahkeme kararına gerek temyiz incelemesi esnasında UYAP’tan alınan adli sicil kaydı ile UYAP’tan erişilen dava dosyasındaki yerel mahkeme kararlarına ve Yargıtay ilamına göre; sanığın 25.10.2010 tarihinde işlediği dolandırıcılık suçundan TCK’nın 157/1, 62, 52/2, 51, 51/3. madde ve fıkraları gereğince 1 yıl denetim süresi belirlenip ertelenen 10 ay hapis ve ertelenmeyen 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2011 tarihli, 2011/188 esas, 2011/433 karar sayılı mahkumiyet hükmünün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 20.01.2014 tarihli ilamı ile adli para cezası 80,00 TL’ye indirilmek suretiyle hükmün düzeltilerek onandığı ve aynı tarihte kesinleştiği, adli para cezasının 23.06.2014 tarihinde infaz edildiği, ertelenen hapis cezası ile ilgili olarak ise sanığın denetim süresi içinde TCK’nın 106/1-2. madde, fıkra ve cümlesindeki tehdit suçunu işlemesinden dolayı ertelenen 10 ay hapis cezasının kısmen (4 ay hapis cezası olarak) infaz kurumunda çektirilmesine dair Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesince 16.06.2015 tarihli ve 2011/433 sayılı ek kararın verildiği, 4 ay hapis cezasına ilişkin ilamın 01.12.2015 tarihinde infaz edildiği,

Tekerrüre esas alınan dolandırıcılık suçuna ilişkin hükmün infazı tamamlanmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.02.2009 tarihli, 2008/220 esas, 2009/28 karar sayılı ilamında yer alan; “…‘İnfazı tamamlanmış olan hükümlerin uyarlama yargılamasına konu edilip edilemeyeceği’ hususunda açık bir düzenleme bulunmaması nedeniyle, infaz edilmiş hükümlerin uyarlama yargılamasına konu edilip edilemeyeceği kuşkulara yol açmış ise de, yasanın infaz edilmiş hükümlere infazdan sonra da bir takım sonuçlar bağladığı, bu anlamda lehe yasanın belirlenerek uygulanmasının, hakkındaki hüküm infaz edilmiş olan hükümlüler açısından da ‘lehe durumlar oluşturabileceği’ ve hükümlünün böyle bir istemde bulunmasında hukuki yararı bulunacağında kuşku bulunmamaktadır… sonraki yasanın, cezası infaz edilmiş hükümlü açısından lehe bir durum oluşturup oluşturmayacağının her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekeceğinden, ‘infaz edilmiş bulunan hükümlerle ilgili olarak uyarlama yargılaması yapılamaz’ şeklinde bir ilke konulması kabul edilemez…” biçimindeki açıklamalar dikkate alındığında, infazı tamamlanmış olan hükümlerin de uyarlama yargılamasına konu edilebileceği belirlenerek yapılan incelemede:

Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2011 tarihli, 2011/188 esas, 2011/433 karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin, TCK’nın 157/1. madde ve fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra, 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve TCK’nın 157/1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan dolandırıcılık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; TCK’nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca, aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri ilgili mahkemece yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanık hakkında bahsedilen ilam esas alınarak TCK’nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesinde ve sözü geçen ilamın tekerrüre esas alınamaması halinde sanığa ait adli sicil kaydındaki diğer ilamlar açısından tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarları yönünden sanığın kazanılmış hakkının infazda gözetilerek saklı tutulmasına, 11.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hakkımızda
Ticaret hayatının dijitalleşmeye başlaması ile riskler de dijital ortamdan kaynaklanmış ve veri güvenliği önem kazanmıştır. Bu kapsamda siber saldırıların ve açıkların yanı sıra şirketlere ve kişilere ilişkin verilerin internet ortamında ulaşılabilir olması ile ticaret ve özel hayatın korunması yani veri gizliliği ihtiyaç haline gelmiştir.

DEVAMI

Gizlilik ve Kullanım
Verko İletişim

Ofisim İstanbul İş Merkezi Tugay Yolu Cad. No:20 B Blok Kat:7 D:39 Cevizli / Maltepe / İstanbul

0(216) 418 21 25
0(535) 344 36 32
0(535) 344 36 64

info@verko.com.tr

Open chat