Yargıtay 12. Ceza Dairesi

Esas Numarası: 2019/12708
Karar Numarası: 2019/11398
Karar Tarihi: 04.12.2019

Mahkemesi: Asliye Ceza Mahkemesi

Suç: Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

Hükümler: Sanıklar hakkında CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraat

Giresun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.05.2018 tarihli, 2017/365-2018/385 sayılı direnme kararı, mahalli Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle; dosya yeniden incelenerek gereği düşünüldü:

Dairemizin 29.05.2019 tarihli tevdi kararı uyarınca; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, mahalli Cumhuriyet savcısının temyizi ile ilgili olarak görüş içeren ek tebliğnamenin düzenlendiği belirlenerek yapılan incelemede:

İncelenen dosyada, sanıkların TCK’nın 136/1. maddesinde tanımı yapılan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı beraatlerine ilişkin 22.02.2013 tarihli, 2012/351 esas, 2013/111 karar sayılı hükümlerin, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 07.07.2014 tarihli, 2014/607 esas, 2014/16665 karar sayılı ilamı ile; “…Sanık ****un, ayrıldığı kız arkadaşı olan şikayetçinin, kendisinde kayıtlı olan kişisel veri niteliğindeki telefon numarasını, şikayetçinin rızası dışında diğer sanık ****a verdiği olayda; şikayetçinin telefon numarasını hukuka aykırı olarak yayan sanık **** ile telefon numarasını hukuka aykırı olarak ele geçiren sanık ****un eyleminin, TCK’nın 136/1. maddesine uyan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, ayrı ayrı mahkumiyetleri yerine, ‘telefon numarası vermek şeklinde gerçekleşen eylemin kişisel verilerin ele geçirilmesi ve yayılması olarak değerlendirilemeyeceği’ biçimindeki isabetsiz gerekçeyle beraatlerine karar verilmesi…” nedenine dayalı olarak bozulduğu ve mahkemece önceki verilen kararda direnildiği belirtilerek 11.11.2014 tarihli beraat hükümlerinin kurulduğu,

Giresun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2014 tarihli, 2014/556-2014/594 sayılı direnme kararının, mahalli Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.06.2017 tarihli, 2017/2087 esas, 2017/5131 karar sayılı ilamı ile; “…Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2013 tarihli, 2013/50 esas, 2013/525 sayılı kararına ve süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak, bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni delillere dayanmak, ilk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak suretiyle verilen karar; özde direnme niteliğinde olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtay’ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir. Dairemizin bozma ilamından sonra yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda önceki uygulama aynen benimsenmiş ise de; Dairemizin 07.07.2014 tarihli, 2014/607 esas, 2014/16665 karar sayılı ilamına muhalif olan üyelerin karşı oy yazısındaki görüşlerine atıf yaparak, telefon numarasının verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu kapsamında kişisel veri olarak değerlendirilemeyeceğine dair yeni ve değişik gerekçelerle hükümler kurulmasından dolayı yerel mahkemenin son uygulaması direnme kararı olmayıp, yeni hükümler niteliğinde olduğundan, direnme kararının eylemli uyma olarak kabulü ile hükümleri temyizen inceleme görevinin Dairemize ait olduğu belirlenerek yapılan incelemede: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2016 tarihli, 2015/1143 esas, 2016/326 sayılı kararında vurgulandığı üzere; 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 326/2. maddesine göre sanıkların aleyhe bozma ilamına karşı diyeceklerinin tespitinin gerektiği ve ısrar edilen önceki hükümler beraat dahi olsa sanıklardan aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verilemeyeceği gözetilmeksizin, sanık **** adına çıkarılan davetiyenin bila tebliğ ve sanık **** hakkındaki istinabe evrakının bila ikmal iadesinin ardından sanıkların bozma ilamına karşı beyanlarının alınmasından vazgeçilerek karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması…” nedenine dayalı olarak sair yönleri incelenmeksizin bozulduğu ve mahkemece sanıklarla katılanın bozmaya karşı beyanları alındıktan sonra, 11.11.2014 tarihli, 2014/556-2014/594 sayılı kararda direnildiği belirtilerek 23.05.2018 tarihli beraat hükümlerinin kurulduğu anlaşılmaktadır.

Dairemizin 07.07.2014 tarihli, 2014/607 esas, 2014/16665 karar ve 14.06.2017 tarihli, 2017/2087 esas, 2017/5131 karar sayılı ilamlarındaki bozma gerekçeleri sonucu bakımından usul ve kanuna uygun olduğundan, kararlarda değişiklik yapılmasına yer olmadığına, CMK’nın 307. maddesinin 3. fıkrası uyarınca dosyanın incelenmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 04.12.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hakkımızda
Ticaret hayatının dijitalleşmeye başlaması ile riskler de dijital ortamdan kaynaklanmış ve veri güvenliği önem kazanmıştır. Bu kapsamda siber saldırıların ve açıkların yanı sıra şirketlere ve kişilere ilişkin verilerin internet ortamında ulaşılabilir olması ile ticaret ve özel hayatın korunması yani veri gizliliği ihtiyaç haline gelmiştir.

DEVAMI

Gizlilik ve Kullanım
Verko İletişim

Ofisim İstanbul İş Merkezi Tugay Yolu Cad. No:20 B Blok Kat:7 D:39 Cevizli / Maltepe / İstanbul

0(216) 418 21 25
0(535) 344 36 32
0(535) 344 36 64

info@verko.com.tr

Open chat