Danıştay 3. Daire

Esas Numarası: 2019/2116
Karar: 2019/4603
Karar Tarihi: 25.12.2019

İstemin Konusu: Ankara 7. İdare Mahkemesi’nin 28.03.2013 tarih ve E:2012/600, K:2013/538 sayılı kararının onanmasına dair Danıştay 13. Dairesi’nin 12.03.2019 tarih ve E:2013/2326, K:2019/746 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

Karar Düzeltme Talep Edenlerin İddiaları: Temyiz aşamasında belirttiği iddiaların değerlendirilmediği, ileri sürülerek Danıştay 13. Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir.

Karşı Tarafın Savunması: Düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Hasan Kaşıkara’nın Düşüncesi: Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

 Türk Milleti Adına

Karar veren Danıştay 13. Dairesi’nce, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Hukuki Değerlendirme

Danıştay dava daireleri ile idari veya vergi dava daireleri kurulları tarafından verilen kararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmelerini gerektiren nedenler, 2577 sayılı  Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesinin 1. fıkrasında gösterilmiş, aynı maddenin 2. fıkrasında ise, anılan daire ve kurulların kararın düzeltilmesi isteminde ileri sürülen nedenlerle bağlı oldukları belirtilmiş bulunmaktadır.

Dilekçede ileri sürülen düzeltme nedenlerinin anılan maddede sayılan nedenlere uymadığı anlaşılmıştır.

Karar Sonucu

Açıklanan nedenlerle;

  1. Karar düzeltme isteminin REDDİNE,
  2. Karar düzeltme giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 25.12.2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Karşı Oy

Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56. maddesi ile birlikte 4., 6., 12. ve 51. maddeleri kapsamında yapılan ikincil düzenlemelerden Elektronik Haberleşme Güvenliği Yönetmeliği’nin 8. ve 9. maddeleri ile Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği’nin 19. maddesinde ve ilgili diğer mevzuatta yer alan yükümlülüklerin ihlal edilmesi, abonelere ait kişisel verilerin üçüncü kişiler tarafından elde edilmemesi için gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle işlem tarihinde yürürlükte olan Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları İle Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin (Yönetmelik) 34. maddesindeki hükme istinaden, aynı Yönetmeliğin 32. maddesinde yer alan ölçütler gözetilmek suretiyle dava konusu idari para cezası işleminin tesis edildiği anlaşılmaktadır.

Anılan Yönetmeliğin 34. maddesinin idari para cezası işlemine esas alınması hukuka aykırıdır. Şöyle ki;

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Genel Kanun Niteliği” başlıklı 3. maddesinde, bu Kanun’un; idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde; diğer genel hükümlerinin ise, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı kurala bağlanmış olup, 5809 sayılı Kanun’da aksine bir hükümde yer almadığından, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından idari yaptırımlara ilişkin olarak yapılacak işlemlerde belirtilen Kanun’un genel hükümlerinde yer alan düzenlemelerin dikkate alınması gerektiği açıktır.

Kabahatler Kanunu’nun “Kanunilik İlkesi” başlıklı 4. maddesinde, hangi fiillerin kabahat oluşturduğu kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği, kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarının ancak kanunla belirlenebileceği kurala bağlanmıştır.

Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını ifade etmektedir.

05.09.2004 tarih ve 25574 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan mülga Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları İle Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin “Hüküm Bulunmayan Haller” başlıklı 34. maddesinde, “Bu Yönetmelikte düzenlenmemiş olmakla birlikte, işletmecilerin faaliyetlerinin mevzuat ve yetki belgesi şartlarına aykırı durumlarının tespit edildiği diğer hallerde Kurul kararına göre işlem yapılır.” kuralı yer almıştır.

Aktarılan Yönetmeliğin 34. maddesinin incelenmesinden, yönetmelikte düzenlenmemiş olmakla birlikte işletmecilerin faaliyetlerinin mevzuat ve yetki belgesi şartlarına aykırı durumlarının tespit edildiği diğer hallerde “Kurul kararına” göre işlem yapılacağına yer verilmek suretiyle, mevzuatta tanımlanmamış ancak Kurulun mevzuat ve yetki belgesi şartlarına aykırı göreceği bir fiil gerçekleştiği takdirde idari para cezası uygulanmasının amaçlandığı anlaşılmakta olup, bu durum ise kanunilik, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırılık teşkil edecektir. Bu itibarla, anılan Yönetmeliğin 34. maddesi dayanak alınarak tesis edilen idari para cezası işlemi hukuka uygun olmadığından, kararın düzeltilmesi talebi kabul edilerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.

Hakkımızda
Ticaret hayatının dijitalleşmeye başlaması ile riskler de dijital ortamdan kaynaklanmış ve veri güvenliği önem kazanmıştır. Bu kapsamda siber saldırıların ve açıkların yanı sıra şirketlere ve kişilere ilişkin verilerin internet ortamında ulaşılabilir olması ile ticaret ve özel hayatın korunması yani veri gizliliği ihtiyaç haline gelmiştir.

DEVAMI

Gizlilik ve Kullanım
Verko İletişim

Ofisim İstanbul İş Merkezi Tugay Yolu Cad. No:20 B Blok Kat:7 D:39 Cevizli / Maltepe / İstanbul

0(216) 418 21 25
0(535) 344 36 32
0(535) 344 36 64

info@verko.com.tr

Open chat