Yargıtay 17. Ceza Dairesi

Esas Numarası: 2015/25941

Karar Numarası: 2018/126

Karar Tarihi: 08.01.2018

Özet: Dava; hırsızlık ve kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme ve Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarına ilişkindir. Müştekinin hesabında bulunan paranın sanığa gönderildiği, sanık hakkında asıl dosya bakımından hırsızlık, birleşen dosya bakımından ise hırsızlığa teşebbüs suçundan mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmakla, sanığın eyleminin tek olmasına rağmen aynı eylem ile ilgili iki hüküm kurulamayacağının gözetilmemesi isabetsizdir. Somut olayda, sanıkların araç içerisinden tanzim edilmiş mevduat hesap defterleri bulunduğu anlaşılmakla adı geçen hesap sahiplerinin tanık sıfatıyla dinlenerek hesap cüzdanlarının ne şekilde elden çıkmış olduğu, sanıkların cüzdanları nasıl ele geçirdiği hususları sorulmadan eksik kovuşturma sonucu hüküm kurulması doğru değildir. Sanığın yakalandıktan sonra müdafii huzurunda soruşturma aşamasında alınan beyanında, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verdiği anlaşılmakla TCK’nın 221/4-son cümle hükmü gereğince sanığın cezasından indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi doğru değildir.

Dava: Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Karar: I) Sanıklar **** ve **** hakkında kurulan hükümler ile, sanık **** hakkında müştekiler ****, **** ve katılan ****a yönelik hırsızlık suçundan ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan, sanık **** hakkında müştekiler ****, **** ve katılan ****a yönelik hırsızlık suçundan ve örgüte üye olma suçundan, sanık **** hakkında müşteki ****e yönelik hırsızlık, katılan ****a yönelik hırsızlık ve örgüte üye olma suçlarından sanık **** hakkında müşteki **** ve katılan ****a yönelik hırsızlık suçundan ve sanık **** hakkında müşteki ****e, **** ve katılan ****a yönelik hırsızlık suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;

Sanık **** hakkında birleşen dosya üzerinden müşteki ****a yönelik eylem sebebiyle teşebbüs hükümleri uygulanmışsa da, müşteki ****ın 40.000,00 TL parasının 20.000,00 TL’sinin İzmir’de sanık ****in hesabına gönderildiği ve sanık **** tarafından çekildiği, diğer kalan 19.847,00 TL’sinin ise Manisa’da sanık **** tarafından çekilmek istendiği sırada sanığın yakalandığı bu sebeple sanık **** hakkında suçun tamamlanmış olmasına rağmen teşebbüs hükümlerinin uygulanması ve sanık ****ün aşamalardaki beyanları ile dosyadaki diğer delillere göre, sanık **** hakkında TCK’nın 220/1. maddesi uygulanması gerekirken, aynı Kanun’un 220/2. maddesinden hüküm kurulması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, sanıklar hakkında tekerrür hükümleri uygulandığından tebliğnamedeki eleştiri benimsenmemiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 Sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin ( 1 ) numaralı fıkrasının ( b ) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının da kapsam ve içerik itibarıyla infaz aşamasında mahallinde gözetilebileceğinden, bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, sanıklar ****, ****, **** ve **** müdafilerinin, sanık **** ve müdafiinin ile sanık **** ve ****in temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,

II) Sanık **** hakkında müşteki ****a yönelik hırsızlık suçundan kurulan ve yine birleşen dosyada müşteki ****a yönelik hırsızlığa teşebbüs suçundan ve kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçlarından kurulan hükümler ile sanıklar **** ve **** hakkında kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçundan kurulan hükümlerin, sanık **** ve **** hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;

1. Müşteki ****ın hesabında bulunan paranın 20.000,00 TL’sinin Finansbank İzmir Hatay Şubesi’nde hesabı bulunan sanık ****e gönderildiği, bu paranın sanık tarafından çekildiği, müştekinin hesabındaki 19.847,00 TL’sinin ise Manisa İş Bankası Sanayi Şubesi’ndeki sanık **** hesabına EFT yapıldığı, sanık ****in parayı çekmeye gitmesi üzerine parayı çekemeden bankada yakalandığı, bu eylem ile ilgili sanık **** hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hırsızlık suçundan iddianame düzenlendiği, yine bu eylem ile ilgili Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da sanık … hakkında hırsızlığa teşebbüs suçundan dava açıldığı, Manisa 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin birleştirme kararı sonrasında İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesi 2012/915 Esas sayılı dosyası üzerinde yargılama yapıldığı, sanık … hakkında asıl dosya bakımından hırsızlık, birleşen dosya bakımından ise hırsızlığa teşebbüs suçundan mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmakla, sanığın eyleminin tek olmasına rağmen aynı eylem ile ilgili iki hüküm kurulamayacağının gözetilmemesi,

2. TCK’nın 136/1. maddesinde belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlığı altında suç olarak tanımlanmıştır.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA’sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir.

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.06.2014 tarihli, 2012/1510 Esas ve 2014/331 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; TCK’nın 135 ve 136. maddelerindeki kişisel verilerin korunmasına dair düzenlemelerde sadece sır niteliğinde kişisel verilerin korunacağına dair bir hükmün bulunmaması ve aksine 135. maddenin gerekçesinde gerçek kişiyle ilgili her türlü bilginin kişisel veri olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, her türlü kişisel verinin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi, yayılması ve ele geçirilmesi fiilleri TCK’nın 136. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturur. Bu sebeple herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler de, yasal anlamda “kişisel veri” olarak kabul edilmektedir. Ancak, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, olayda herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeni veya bu kapsamda nazara alınabilecek bir hususun bulunup bulunmadığının saptanması ve sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da tespit edilmesi gerekir.

TCK’nın 136/1. maddesinin, “Bu madde hükmü ile hukuka uygun olarak kaydedilmiş olsun veya olmasın, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkalarına vermek, yaymak veya ele geçirmek, bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır.” şeklindeki gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, kişisel verilerin, “verildiği”, “yayıldığı” veya “ele geçirildiği”nin kabul edilebilmesi için, kişisel verilerin kaydedilmiş halde bulunması, kaydedilmiş haliyle başkalarına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerekir.

Bu noktada belirtmek gerekir ki, kişisel verilerin, üzerinde yazılı olduğu belgenin bulunduğu yerden alınması ya da kaydedilmiş haliyle başka bir nesne üzerine taşınarak (örneğin; yazının başka bir kağıt, defter vb. nesne üzerine geçirilmesi, taşınabilir belleğe veya CD’ye aktarılması gibi işlemlerle) sabitlenmesi, böylece istenildiğinde tekrar kullanılabilmesi olanağını sağlayan her türlü faaliyet, kişisel verileri “ele geçirme” kapsamında değerlendirilebilir ise de, kişisel verilerin kaydedilmeden önce öğrenilmesi, hafızada tutulan kişisel verilerin başkalarına açıklanması, kişisel verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olunması, ancak TCK’nın 134/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebilir.

Somut olayda, sanıklar ****, **** ve ****ın içerisinde bulunan **** plakalı araç içerisinden **** ve **** adına tanzim edilmiş Akbank ve İşbankası mevduat hesap defterleri bulunduğu anlaşılmakla adı geçen hesap sahiplerinin tanık sıfatıyla dinlenerek hesap cüzdanlarının ne şekilde elden çıkmış olduğu, sanıkların cüzdanları nasıl ele geçirdiği hususları sorulmadan eksik kovuşturma sonucu hüküm kurulması,

3. Sanık ****ün aşamalardaki beyanları, dosya içerisinde bulunan beyanlar ve delillere göre, sanık **** ve sanık ****ün eylemlerinin TCK’nın 220/2 maddesi kapsamında kalmasına rağmen TCK’nın 220/1 maddesi uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,

4. Sanık ****ün yakalandıktan sonra müdafii huzurunda soruşturma aşamasında alınan beyanında, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verdiği anlaşılmakla TCK’nın 221/4-son cümle hükmü gereğince sanığın cezasından indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

5. Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 Sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi sebebiyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,

Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık **** ve **** müdafilerinin, sanık **** ve müdafiinin ve sanık **** ve ****ın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeplerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 08.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hakkımızda
Ticaret hayatının dijitalleşmeye başlaması ile riskler de dijital ortamdan kaynaklanmış ve veri güvenliği önem kazanmıştır. Bu kapsamda siber saldırıların ve açıkların yanı sıra şirketlere ve kişilere ilişkin verilerin internet ortamında ulaşılabilir olması ile ticaret ve özel hayatın korunması yani veri gizliliği ihtiyaç haline gelmiştir.

DEVAMI

Gizlilik ve Kullanım
Verko İletişim

Ofisim İstanbul İş Merkezi Tugay Yolu Cad. No:20 B Blok Kat:7 D:39 Cevizli / Maltepe / İstanbul

0(216) 418 21 25
0(535) 344 36 32
0(535) 344 36 64

info@verko.com.tr

Open chat