Anayasa Mahkemesi

Başvuru Numarası: 2016/548
Karar Tarihi: 07.11.2019

I. Başvurunun Konusu

  1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek personel güvenlik incelemesine tabi tutulma nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının, açılan iptal davasında mahkeme heyetinde hakim sınıfından olmayan üyelerin yer alması, hakim sınıfından olan üyelerin ise askeri hiyerarşiye bağlı olması nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. Başvuru Süreci

  1. Başvuru 11.01.2016 tarihinde yapılmıştır.
  2. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
  3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
  4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş bildirmeyeceğini belirtmiştir.

III. Olay ve Olgular

  1. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
  2. Muvazzaf tabip subay olarak görev yapan ve yurt dışı eğitiminde bulunan başvurucu istihbarata karşı koyma (İKK) zafiyetine yol açacak şekilde ahlaki zafiyet içinde olduğu gerekçesiyle 28.04.2014 tarihinde personel güvenlik incelemesi (PERGİN) kapsamına
    alınmıştır.
  3. PERGİN, personeli güvenlik açısından belirli bir dönem takip ve kontrol altında tutmayı amaçlayan bir tedbirdir. Uygulamanın amacı silahlı kuvvetlerin casusluk faaliyetlerine karşı korunmasıdır. Hakkında PERGİN başlatılan personelin tutum ve davranışları yetkili birimlerce takip ve kontrol altında tutulmaktadır. PERGİN süresince personelin atama, sicil, terfi, yükselme, taltif, eğitim gibi özlük haklarına yönelik işlemlerde idarenin takdir yetkisi geniş olarak kullanılmakta, personel aleyhine değerlendirme yapılabilmektedir.
  4. Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) kadrolarına akademisyen olarak atama bekleyen başvurucu, bu atamanın yapılmaması üzerine hakkında PERGİN işlemi başlatıldığından haberdar olmuş ve 28.10.2014 tarihli dilekçe ile söz konusu işlemin sona erdirilmesini talep etmiştir. Başvurucunun talebi 12.11.2014 tarihli yazı ile reddedilmiştir.
  5. Başvurucu, söz konusu işlemin iptali talebiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) 22/12/2014 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; işlemin hangi sebeple tesis edildiğini bilmediğini, işlem öncesinde konuyla ilgili olarak bilgisine başvurulmadığını, masumiyet karinesi ile savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu; meslek hayatında disiplin cezasının, adli veya idari soruşturmasının ve ahlaki zafiyetinin bulunmadığını, başarılı bir personel olduğunu ifade etmiştir.
  6. AYİM Üçüncü Dairesi 09.07.2015 tarihli kararıyla davanın reddine hükmetmiştir. Karar gerekçesinde, başvurucunun İKK zafiyetine yol açacak şekilde ahlaki zafiyeti (karşı cinse düşkünlük) bulunduğuna veya bu faaliyetlerle iltisaklı olduğuna dair ciddi duyum ve emareler olduğu gerekçesiyle PERGİN işleminin başlatıldığı, yapılan istihbari çalışma kapsamında elde edilen bilgilerin değerlendirilmesiyle tahkikat başlatılmasında hukuka aykırılık görülmediği belirtilmiştir. Mahkeme, olayda PERGİN’e neden olan gerekçelerin ortadan kalkmadığı, idarenin takdir hakkını kullanarak mevzuatta yer alan süre kadar belli bir dönem başvurucuyu kontrol altında tutabileceği, takdir hakkının objektif kullanılmadığına dair dosyada bilgi ve belge olmadığı değerlendirmesinde bulunmuştur.
  7. Karara katılmayan üye ise PERGİN’in özel hayata ilişkin gizli kalması gereken bilgiler kapsamında başlatıldığı, incelemeye esas alınan vakıaların duyum veya bildirim olarak nitelendiği, bu duyum ve ihbarların varit olmaları halinde dahi PERGİN işleminin başlatılmasını gerektirecek düzey ve mahiyette olmadığı, başvurucunun PERGİN başlatılmasını gerektirecek vahamet derecesinde tutum ve davranışının bulunmadığı görüşüyle işlemin ölçülü olmadığı, objektif esaslara göre tesis edilmediği ve sebep unsuru itibariyle hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.
  8. Başvurucu hakkındaki PERGİN işlemi idarenin 24.07.2015 tarihli işlemiyle sonlandırılmıştır. Öte yandan, başvurucunun PERGİN nedeniyle GATA kadrosuna atanmaması işleminin iptali istemiyle açtığı davada AYİM İkinci Dairesi 06.01.2016 tarihli kararıyla işlemin iptaline karar vermiştir. Karar gerekçesinde PERGİN’in sonlandırılmasıyla atamama işleminin dayanağının ortadan kalktığı, yine sicil amirlerinin başvurucunun ahlaki temayüllerini de kapsar şekilde olumlu kanaat bildirdikleri, sonuç olarak atamama işleminin sebep yönünden hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Karara karşı düzeltme istemi aynı Dairenin 27.04.2016 tarihli kararıyla reddedilmiş ve atamama işleminin iptali yönündeki karar kesinleşmiştir.
  9. Başvurucu AYİM Üçüncü Dairesinin 9/7/2015 tarihli kararına karşı düzeltme isteminde bulunmuştur. Başvurucu dilekçesinde, kişisel veri niteliğindeki otel kayıtlarının özel hayatın gizliliği kapsamında korunduğunu, kanunda yazılı haller ve kişinin rızası dışında bu bilgilerin elde edilmesi ve bir işleme dayanak alınmasının kabul edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca, hastalarının mesai dışında meydana gelen sağlık sorunlarına güncel iletişim araçlarını kullanarak yardımcı olmasının silahlı kuvvetlerin itibarını zedeleyecek veya İKK zafiyetine yol açacak bir yönünün bulunmadığını, nitekim hakkındaki PERGİN işleminin sonlandırıldığını belirtmiştir.
  10. Karar düzeltme talebi Dairenin 26.11.2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
  11. Nihai karar 14.12.2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
  12. Başvurucu 11.01.2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İlgili Hukuk

  1. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK’da görev yapan askeri personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesine dayanak oluşturan mevzuata ve benzer durumlara ilişkin uluslararası hukuka yer vermiştir (G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13.10.2016, §§ 23-30; Tevfik Türkmen [GK], B. No: 2013/9704, 03.03.2016, §§ 23-39; Yaşar Türkmen, B. No: 2014/5418, 15.02.2017, §§ 20-33; Mehmet Çakır, B. No: 2014/5121, 16.02.2017, §§ 19-27).

V. İnceleme ve Gerekçe

  1. Mahkemenin 07.11.2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

  1. Başvurucu; mahkeme üyelerinin rütbe sistemine tabi olduklarını, terfi beklentilerinden dolayı idareye karşı bağımsız olmamaları ihtimalinin bulunduğunu, AYİM’in organik yapısı itibarıyla da bağımsız bir mahkeme olmadığını ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

  1. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiası, adil yargılanma hakkı kapsamında bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı yönünden incelenmiştir.
  2. AYİM’in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı iddiaları, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesince bu iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmiştir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29; S.Ç., B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 26; Salih Karakoç, 2013/2954, 19/12/2013, § 49). Somut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Özel Hayatın Gizliliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

  1. Başvurucu; idarenin mahkemeye sunduğu gizli belgeleri sınırlı olarak inceleyebildiğini, devlet sırrı niteliği taşımadığı halde belge örneklerinin tarafına verilmediğini, PERGİN’in disiplin yaptırımı olması nedeniyle savunması alınmadan uygulanamayacağını ileri sürmüştür. Ayrıca, hakkında tesis edilen işlemin yönetmelik ve yönerge hükümlerine dayandığını, oysa kişisel verilerinin rızası olmadan elde edilmesi ve kullanılmasına imkân veren bir yasa hükmünün bulunmadığını, dolayısıyla PERGİN işleminin hukuka aykırı şekilde elde edilen delillere dayandığı iddiasının kararda karşılanmadığını ifade etmiştir. Başvurucu, işleme dayanak gösterilen tüm hususların özel hayatına ilişkin olduğunu, aleniyete kavuşmadığını ve mesleğine yansıyan hiçbir yönünün bulunmadığını belirterek özel hayatın gizliliği ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu; ihlalin tespit edilmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yargılamanın yenilenmesi ile kimliğinin kamuya açık belgelerde gizli tutulması talebinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

  1. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın 20. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, özel hayatına … saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın …gizliliğine dokunulamaz. …”

  1. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde; başvurucunun temel iddiasını, özel hayatına ilişkin olan ve hukuka aykırı yöntemler kullanılarak elde edilen bir takım bilgilere dayanılarak PERGİN işlemi tesis edilmesi oluşturmaktadır. Bu nedenle başvurunun özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

  1. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

  1. Özel hayata ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek ahlaki durum sebebiyle başvurucu hakkında PERGİN kapsamına alınma işlemi tesis edilmesinin özel hayatın gizliliği hakkına bir müdahale oluşturduğu açıktır.
  2. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama ölçütlerine uygun olması gerekir.
  3. Söz konusu işleme dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri dikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğu, askeri disiplinin ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesinin sağlanması, bu itibarla milli güvenliğin korunması şeklinde meşru amaç taşıdığı anlaşılmaktadır (Ata Türkeri, B. No: 2013/6057, 16.12.2015, §§ 40-41; G.G., §§ 51-53; Yaşar Türkmen, §§ 50-58).
  4. Tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı mahkeme kararlarında, bireylerin özel hayatlarına ilişkin tutum ve eylemlerinin mesleki hayatları üzerindeki etkilerinin açıklanması, kamu hizmeti sunan ilgili kurumların işleyişi üzerindeki etkilerinin ve risklerinin ortaya konulması ve bu hususlardaki değerlendirmelerin yeterli ve ikna edici gerekçelerle desteklenmesi, ayrıca tesis edilen işlemlerin bireylerin geçmiş mesleki sicilleri ve başarı durumları dikkate alınarak ölçülülük yönünden irdelenmesi gerekir (G.G., § 60).
  5. Somut olayda başvurucunun özel hayatına yönelik bir takım duyum ve istihbari bilgilerden hareketle hakkında PERGİN işlemi başlatılmıştır. İnceleme sürecinde hakkındaki iddialarla ilgili olarak başvurucunun bilgisine başvurulmamış, duyum yoluyla vakıf olunan olaylara dair açıklama yapma imkanı başvurucuya tanınmamıştır. Başvurucu, ancak yargılama sürecinde temin edilen gizli dereceli belgeleri incelemek suretiyle hakkındaki iddialardan haberdar olmuştur.
  6. Başvurucu, görüştüğü kişilerin kimliği ve görüşme sebebine yönelik açıklamalarını yargılama sürecinde dile getirmiş ise de AYİM tarafından başvurucunun iddialarıyla ilgili bir araştırma yapılmamıştır. Öte yandan AYİM kararında, başvurucuya isnat edilen -somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği açık olan- özel hayata ilişkin birtakım eylemlerin başvurucunun mesleki hayatı ve görev yaptığı kurumun işleyişi üzerindeki etki ve risklerine dair yeterli ve ikna edici gerekçelerin belirtilmediği, mesleki sicili olumlu olan başvurucuya yönelik söz konusu müdahalenin gerekçelerinin ortaya konulamadığı görülmektedir. Bu nedenlerle AYİM tarafından verilen kararın özel hayatın gizliliği hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla ilgili ve yeterli gerekçe içermediği sonucuna ulaşılmıştır.
  7. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

c. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

  1. 30.03.2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi halinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

  1. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan [GK] (B. No: 2014/8875, 07.06.2018) kararında, ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
  2. Mehmet Doğan kararında özetle; uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57-58).
  3. Mehmet Doğan kararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derece mahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derece mahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Buna göre; Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hallerde, ilgili usul kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hallerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).
  4. Başvurucu; ihlalin tespit edilmesini ve yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
  5. Anayasa Mahkemesi somut bilgi ve belgelerle desteklenmeyen, mesleki hayat üzerinde olumsuz etkiye yol açtığı ortaya konulamayan özel hayata yönelik duyum ve istihbari bilgilerden hareketle başvurucu hakkında PERGİN işlemi başlatılması nedeniyle başvurucunun özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin idarenin işleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte idarenin bu işleminden kaynaklanan ihlalin tespiti ve giderilmesi amacıyla oluşturulmuş bir mekanizma olan iptal davasında özel hayatın gizliliği hakkının gerektirdiği nitelikte bir inceleme yapılmaması sebebiyle ihlalin aynı zamanda mahkeme kararından da kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
  6. Başvurucu hakkındaki PERGİN işlemi idare tarafından tesis edilen işlemle sona erdirilmiş ise de davanın reddine ilişkin yargı kararı hukuki varlığını sürdürmekle başvurucu aleyhine birtakım sonuçlar doğurduğundan başvurucunun özel hayatın gizliliği hakkına yönelik ihlalin tüm sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
  7. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekalet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. Hüküm

Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

  1. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere -Anayasa’nın 21.01.2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince YETKİLİ İDARİ YARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (Karar, AYİM Üçüncü Dairesinin E.2014/1743, K.2015/1047 sayılı dosyasıyla ilgilidir.),
E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması halinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 07.11.2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Hakkımızda
Ticaret hayatının dijitalleşmeye başlaması ile riskler de dijital ortamdan kaynaklanmış ve veri güvenliği önem kazanmıştır. Bu kapsamda siber saldırıların ve açıkların yanı sıra şirketlere ve kişilere ilişkin verilerin internet ortamında ulaşılabilir olması ile ticaret ve özel hayatın korunması yani veri gizliliği ihtiyaç haline gelmiştir.

DEVAMI

Gizlilik ve Kullanım
Verko İletişim

Ofisim İstanbul İş Merkezi Tugay Yolu Cad. No:20 B Blok Kat:7 D:39 Cevizli / Maltepe / İstanbul

0(216) 418 21 25
0(535) 344 36 32
0(535) 344 36 64

info@verko.com.tr

Open chat