Danıştay 15. Daire

Esas Numarası: 2014/2242

Karar Numarası: 2015/4991

Karar Tarihi: 09.12.2015

Parmak İzi Alınmak Suretiyle Mesai Takibi Uygulamasının İptali Davası (Kişisel Bilgi/Özel Hayatın Korunacağı/Özel Hayatın Korunmasının Temel İnsan Hakları İçerisinde Bulunduğu – İdare Tarafından Alınan Parmak İzinin Ne Şekilde Kullanılacağı Hakkında Güvencenin Mevcut Bulunmadığı/İdari İşlemin Yasal Olmadığı)

Parmak İzi Taramasının Güvencesinin Bulunmadığı (Bu Sistem ile İdare Tarafından Ele Geçirilen Bilgilerin Kötü Niyetli Kişiler Tarafından Kullanılmasının Mümkün Olduğu – Parmak İzi Alınmasının Güvenceye Bağlanmadığı/Uygulamanın Usul ve Esaslarının İdare Tarafından Düzenlenmemiş Olduğu/Özel Hayatın Gizliliği)

Parmak İzi Sisteminin Temel Hak Ve Hürriyetlere Aykırı Olduğu (Anaysal İlkeler ve Uluslararası Sözleşmelerin Özel Hayatın Gizliliğine Önem Verdiği – Kişisel Verilen Korunması Gerektiği/İdare Tarafından Uygulanan Parmak İzi Alınarak Mesai Takibi Yapılması İşleminin Hukuka Aykırı Olduğunun Gözetileceği)

Kişisel Verilerin Korunması (Türkiyenin Taraf Olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Hükümlerinin İç Hukuka Doğrudan Uygulanabileceği – Özel Hayatın ve Aile Hayatının Korunması Gerektiği/Özel Hayatın Gizliliği İlkesi/Parmak İzinin Kişiye Ait Bir Hak Olduğu/İnsan Haklarını İlgilendirdiği/Parmak İzi Sistemi)

Kişisel Hakların Niteliği (Herkesin Dokunulamaz ve Devredilemez Hakları Bulunduğu/İdarenin Bu Haklara Saygı Göstereceği/İnsan Haklarına Saygılı Devlet Anlayışının Anayasa ile Güvence Altına Alındığı – Ayrıca Uluslararası Sözleşmelerin de Özel Hayatın Gizliliğini Koruyucu Mahiyette Hükümleri Bulunduğu)

Özel Hayatın Gizliği İlkesi (Parmak İzi Alınmasının Kişisel Veri Kapsamında Olduğu/İdare Tarafından Özel Hayatın Gizliliğine Saygı Gösterilmesi Gerektiği – Parmak İzi Uygulamasının Usulü ve Esaslarını Gösteren Dayanak Bulunmadığı/Toplanan Verilerin Kötü Niyetli Kişilere Geçmesinin Mümkün Olduğu/İnsan Hakları)

Uluslararası Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin İç Hukukumuz Açısından Uygulanabileceği (Anayasanın 90 M. Yerel Mahkemece Gözetileceği – Kişisel Veri)

2709/m.2,12,13,20,90

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi/m.8

Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi/m.17

Özet: Dava, mesai takibinde parmak izi sitemi uygulanması nedeniyle iptal talebine ilişkindir.Gerek anayasamızda, gerekse ülkemizin taraf olduğu ve 2709 S.K. 90. M. uyarınca kanun hükmünde olan uluslararası sözleşmelerde, kişilerin özel hayatıyla aile hayatının ve kişisel verilerinin gizliliğine saygı gösterilmesi gerektiğinin ve açık bir yasal düzenleme olmaksızın, bu gizliliğe müdahale edilemeyeceğinin kurala bağlandığı; Bu kapsamda, ilgililerden kişisel veri alınması niteliğinde olan, “parmak izi taraması”nın, “özel hayatin gizliliği” ilkesi kapsamında bulunması karşısında, “uygulamanın sınırlarını, usul ve esaslarını” gösteren yasal bir dayanağının bulunmaması, toplanan verilerin ileride başka bir şekilde kullanılamayacağına dair bir güvencenin mevcut olmaması dikkate alındığında, Anayasal ilkeler ve uluslararası sözleşme kuralları ile bağdaşmayan “parmak izi sistemiyle yürütülen mesai takibi uygulaması”na ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

İstemin Özeti: Konya 1. İdare Mahkemesinin 13/03/2014 günlü, E:2014/224, K:2014/256 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması, davacı tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddedilmesi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi: Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Beşinci Daire kararı doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Türk Milleti Adına

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Karar: Dava; davacı Sendika tarafından, Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde parmak izi sistemiyle yürütülen mesai takibi uygulamasının sonlandırılması istemiyle 06/02/2012 tarihli dilekçe ile yapılan başvurunun reddine ilişkin 22/02/2012 günlü, 3259 sayılı Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

Konya 1. İdare Mahkemesince; çalışma saadetine uyma mecburiyeti bulunduğu tartışmasız olan kamu görevlilerinin mesaiye riayet edip etmediklerini izlemekle yükümlü olan davalı idarece, daha önce denenip verim alınamayan kart okutma yönteminden vazgeçilerek öteden beri uygulanmakta olan imza sistemiyle birlikte, kurum çalışanlarının mesaiye devamlarının takibi için en uygun ve elverişli yöntem olarak belirlenen ve bu sistemi seçme hususunda personele herhangi bir zorunluluk da getirilmeyen parmak tarama yöntemiyle mesai takibine geçilmesinde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Anılan karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 10.12.2013 günlü, E:2013/5342, K2013/9525 sayılı kararıyla; personelden kişisel veri alınması kapsamında olan “parmak izi tarama sistemi” ile mesai takibi uygulamasının, kamusal alanda da olsa “özel hayatın gizliliği” ilkesi kapsamında bulunduğunun anlaşılması karşısında; uygulamanın sınırlarını usul ve esaslarını gösteren bir yasal dayanağının bulunmaması, toplanan verilerin ileride başka bir şekilde kullanılamayacağına dair bir güvencenin mevcut olmaması göz önüne alındığında, temel haklar ve Anayasal ilkelerle bağdaşmayan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de; İdare Mahkemesi, bozma kararına uymayarak, davanın reddi yolundaki ilk kararında ısrar etmiştir.

Davacı, Konya 1. İdare Mahkemesinin 13.03.2014 günlü, E:2014/224, K:2014/256 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

Dosyanın incelenmesinden, Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sadece imza yöntemiyle mesai takibi yapılmakta iken, önce kart okutma yöntemiyle mesai takibi yapılmasının denendiği, ancak bu yöntemlerin uygulanmasında güçlük yaşanması üzerine, imza yöntemiyle birlikte parmak tarama yönteminin uygulanmasına başlandığı, davacı Sendika tarafından bu yöntemin sonuçlandırılması konusunda yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ ya aykırı durum ve tutamlardan kaçman, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Anayasanın “Temel hak ve hürriyetlerin niteliği” başlıklı 12. maddesinde; “Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilemez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.

Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarının da ihtiva eder.” hükmüne yer verilmiş, “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı değişik 13. maddesinde; temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak yasayla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmayacağı belirtilmiştir.

Anayasa’nın “Özel hayatin gizliliği” başlıklı değişik 20. maddesinde ise, “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasının isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” denilmek suretiyle, kişisel verilerin korunması, özel hayatın gizliliğinin korunması kapsamında güvenceye bağlanmıştır.

Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel Hayatın ve Aile Hayatının Korunması” başlıklı 8. maddesinde, herkesin özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu, bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesinin, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabileceği kurala bağlanmış; Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin “Mahremiyet Hakkı” başlıklı 17. maddesinde de, hiç kimsenin özel ve aile yaşamına, konutuna veya haberleşmesine keyfi veya hukuka aykırı olarak müdahale edilemeyeceği; onuru veya itibarının hukuka aykırı saldırılara maruz bırakılamayacağı, herkesin bu tür saldırılara veya müdahalelere karşı hukuk tarafından korunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.

Kişisel verilerin korunması hakkı, kişinin insan onurunun korunması ve kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak, bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı ifade etmektedir. Bununla birlikte, söz konusu hak mutlak ve sınırsız olmayıp, Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleri gereğince belirli koşullarda, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamak üzere yasayla sınırlanabilir. Bu bağlamda, kişisel verilerin sistematik biçimde kayıt altına alınabilmesi için verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin yasayla düzenlenmesi zorunludur. Diğer bir deyişle, kişisel verilerin korunmasına ilişkin gerekli yasal düzenlemeye ve teknik olanaklara sahip olmayan bir idarenin, kişinin rızasını alsa dahi bu konudaki işleminin hukuka uygunluğundan söz etmek olanaklı olmayacaktır.

Bu çerçevede, idarelerce gelişen teknolojinin, kamu hizmetlerinin etkin ve verimli yürütülmesini kolaylaştırıcı etki sağlaması nedeniyle, kamu kesiminde kullanılmaya başlanması doğal olmakla birlikte, teknoloji kullanılarak kişisel verilerin kayıt altına alınması uygulamasının yukarıda belirtilen hükümlere uygun olması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.

Yukarıda belirtildiği üzere, gerek Anayasa’da gerekse ülkemizin tarafı olduğu ve yine Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca kanun hükmünde olan uluslararası sözleşmelerde, kişilerin özel hayatı de aile hayatinin ve kişisel verilerinin gizliliğine saygı gösterilmesi gerektiği ve bu gizliliğe müdahale edilemeyeceği açıkça hüküm altına alınmış olup, bu gizliliğe müdahalenin milli güvenlik, kamu düzeni gibi zorunluluk arz eden durumlara münhasır olarak ve yasayla öngörülmek şartıyla mümkün olduğu anlaşılmaktadır.

Bu kapsamda, ilgililerden kişisel veri alınması niteliğinde olan “parmak izi taramasının, “özel hayatin gizliliği” ilkesi kapsamında bulunması karşısında “uygulamanın sınırlarını, usul ve esaslarım” gösteren bir yasal dayanağının bulunmaması, toplanan verilerin ileride başka bir şekilde kullanılamayacağına dair bir güvencenin mevcut olmaması gözönüne alındığında, yukarıda belirtilen temel haklar ve Anayasal ilkeler ile uluslararası sözleşme kuralları ile bağdaşmayan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Sonuç: Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüne, Konya 1. İdare Mahkemesince verilen 13/03/2014 günlü, E:2014/224, K:2014/256 sayılı ısrar kararının bozulmasına, dosyanın anılan idare Mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.12.2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

Karşıoy

Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, Konya 1. İdare Mahkemesinin 13.03.2014 günlü, E:2014/224, K:2014/256 sayılı kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Hakkımızda
Ticaret hayatının dijitalleşmeye başlaması ile riskler de dijital ortamdan kaynaklanmış ve veri güvenliği önem kazanmıştır. Bu kapsamda siber saldırıların ve açıkların yanı sıra şirketlere ve kişilere ilişkin verilerin internet ortamında ulaşılabilir olması ile ticaret ve özel hayatın korunması yani veri gizliliği ihtiyaç haline gelmiştir.

DEVAMI

Gizlilik ve Kullanım
Verko İletişim

Ofisim İstanbul İş Merkezi Tugay Yolu Cad. No:20 B Blok Kat:7 D:39 Cevizli / Maltepe / İstanbul

0(216) 418 21 25
0(535) 344 36 32
0(535) 344 36 64

info@verko.com.tr

Open chat