Anayasa Mahkemesi

Başvuru Numarası: 2014/14187
Karar Tarihi: 10.01.2018

I. Başvurunun Konusu

  1. Başvuru, mesleki sicil notlarının “gizli” ve “kişiye özel” bir yazıyla başvurucuya bildirilmesine karar verilmesine karşın bu belgelerin kurumdaki diğer çalışanlarca görülmesine imkan verecek şekilde işleme alınması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. Başvuru Süreci

  1. Başvuru 29.08.2014 tarihinde yapılmıştır.
  2. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
  3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
  4. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
  5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. Olay ve Olgular

  1. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir :
  2. Başvurucu Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Sağlık Dairesi Başkanlığında sivil memur olarak görev yapmaktadır.
  3. Başvurucu 01.08.2012 tarihinde MSB’ye başvurarak 2003 yılından 2010 yılına kadar olan döneme ait hakkında düzenlenmiş bulunan sicil raporlarının tarafına bildirilmesini talep etmiştir. MSB, halen görevde olan personelin sicil bilgilerinin açıklanamayacağı gerekçesiyle 08.08.2012 tarihinde başvurucunun talebini reddetmiştir.
  4. Başvurucu, bu işleme karşı 23.08.2012 tarihinde Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna (Kurul) itirazda bulunmuştur. Kurul 01.11.2012 tarihinde itirazı kabul ederek başvurucunun sicil raporlarının “gizli” ve “kişiye özel” yazı ile başvurucunun erişimine sunulmasına karar vermiştir. Kurul, çağdaş kamu yönetiminin yerleşik ülke uygulamalarında kamu görevlileri için düzenlenen sicil raporu benzeri dosyaların üçüncü kişilere karşı gizli tutulduğunu ancak dosyanın ilgilisine karşı ise açık olduğunun görüldüğünü belirtmiştir. Kurul 09.10.2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 15. maddesine atıfta bulunmuş ve bu Kanun hükümlerine göre kurum ve kuruluşların kendi personeli hakkındaki bilgi ve belgeleri üçüncü kişilere karşı gizli tutması gerektiğini ancak bu bilgi ve belgelerin başvurucunun çalışma hayatını ve meslek onurunu etkileyecek nitelikte olmaları durumunda kişiye açık olması gerektiğini vurgulamıştır. Kurula göre, talebe konu sicil notlarının başvurucunun çalışma hayatını ve meslek onurunu etkileyecek bir nitelik taşıdığı kuşkusuzdur.
  5. MSB Personel Dairesi Başkanlığının 21.11.2012 tarihli yazısı ile Kurul kararının gereği doğrultusunda başvurucuya yazı yoluyla cevap verilmesi hususu Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığına bildirilmiştir. Bu yazıya sadece “gizli” kaşesi vurulmuş ve gizlilik derecesi numarası verilmiştir. Bu belge, MSB Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığında görevli İdari Şube Müdürü tarafından 23.11.2012 tarihinde açılarak havalesi yapılmak üzere daire başkanına sunulmuştur. Evrak başvurucuya teslim edilmek üzere Plan ve Yönetim Şube Müdürüne teslim edilmiştir. Başvurucunun da amiri olan bu kişi tarafından başvurucuya ait sicil raporlarının bulunduğu söz konusu yazı kapalı zarf içinde olmadan başvurucuya tebliğ edilmiştir.
  6. Başvurucu, gizli kalması gereken bilgilerinin yetkisiz kişilerce görülmek suretiyle kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek 18.01.2013 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) manevi tazminat davası açmıştır. Baş urucu, bu davada MSB aleyhine 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
  7. AYİM Başsavcılığının 21/5/2013 tarihli görüş yazısında, başvurucunun talebine konu sicil notlarının “gizli” gizlilik derecesiyle ancak “kişiye özel” tasnifi yapılmaksızın postaya verildiği belirtilmiştir. Görüş yazısında, bu yüzden evrakın ulaştığı her aşamada evrak memurlarınca açılarak kaydının yapılıp numara verilmesi suretiyle ilgili birime ulaştırıldığı tespitine yer verilmiştir. Başsavcılık, başvurucunun “kişiye özel” sicil bilgilerinin içinde yer aldığı zarfın sadece başvurucu tarafından açılacak şekilde tebligata çıkarılması gerektiği halde bunun yapılmayarak evrakın başkalarınca öğrenilmesine yol açıldığını vurgulamıştır. Başsavcılığa göre bu işlem nedeniyle kişisel hakları ihlal edildiğinden başvurucunun manevi tazminat talebi kabul edilmelidir.
  8. AYİM İkinci Dairesi (Daire) 15.01.2014 tarihinde oyçokluğu la davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun bilgi edinme talebi üzerine sicil notlarının Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Karargah Hizmetleri Yönergesi’nin üçüncü bölümündeki düzenlemelere uygun olarak verildiği belirtilmiştir. Daireye göre başvurucunun sicil notlarına ilişkin evrakın İdari Şube Müdürü tarafından açılarak Daire Başkanı’na arz edilerek başvurucuya teslim edilmek üzere Plan ve Yönetim Şube Müdürü’ne teslim edilmesi yönergeye uygundur. Daire, gizli ibareli evrakın Yönerge gereği görmesi gereken kişiler dışında başka bir kimse tarafından görülmediğini vurgulamıştır. Daire bu gerekçeyle başvurucunun manevi olarak bir zarara uğramadığını kabul etmiştir. Kararda yer alan karşıoy yazısında ise davalı idarece bu sicillerin gizli ve kişiye özel tasnifi yapılmaksızın postaya verildiği ve evrakın ulaştığı her aşamada evrak memurlarınca açılıp kaydının yapılarak ilgili birime ulaştırıldığı belirtilmiştir. Bu yazıda, başvurucunun kişiye özel sicil bilgilerinin içinde yer aldığı zarfın sadece başvurucu tarafından açılacak şekilde tebligata çıkarılması gerektiği halde iletilen makamlarca açılarak kaydının yapıldığı vurgulanmıştır. Karşıoy yazısına göre sadece davacı tarafından görülmesi gereken evraka başvurucu dışındaki kişilerce vakıf olunduğundan başvurucunun kişilik hakları ihlal edilmiştir.
  9. Başvurucu, karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Karar düzeltme talebi üzerine AYİM Başsavcılığının 08.05.2014 tarihli görüş yazısında, Kurul kararı uyarınca gizli ve kişiye özel bir yazı ile başvurucuya tebliğ edilmesi gereken evraka başvurucu dışındaki kişilerin de vakıf olduğu belirtilmiştir. Görüş yazısında, bu durumun evraka “kişiye özel” kaşesi vurulmamasından kaynaklandığı ifade edilmiştir. AYİM Başsavcılığı, karar düzeltme isteminin kabulü gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi Dairenin 18.06.2014 tarihli kararı ile oyçokluğuyla kabul edilmiştir. Bununla birlikte Daire; başvurucunun açtığı davayı yine reddetmiş, başvuru ile ilam harçları yönünden itirazı kabul ederek bu hususlarda yeniden karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, talep edilen sicil notlarının başvurucuya verilmesi işleminin Yönerge’ye uygun olarak yapıldığı belirtilmiştir. Daireye göre; başvurucunun evrakı, Yönerge gereği görmesi gerekenler dışında hiç kimse tarafından görülmemiştir. Daire, bu gerekçeyle başvurucunun herhangi bir zarara uğramadığını belirterek manevi tazminat koşullarının oluşmadığı sonucuna varmıştır.
  10. Nihai karar, başvurucuya 01.08.2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
  11. Başvurucu 29.08.2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İlgili Hukuk

A. Ulusal Hukuk

  1. 4982 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler. “

  1. 4982 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kurum ve kuruluşlar, başvuru sahibine istenen belgenin onaylı bir kopyasın verirler. “

  1. 24.03.2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, … ifade eder. “

  1. 6698 sayılı Kanun’un 8. maddesi şöyledir:

“(]) Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz.
(2) Kişisel veriler;
a) 5 inci maddenin ikinci fıkrasında,
b) Yeterli önlemler alınmak kaydıyla, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında, belirtilen şartlardan birinin bulunması halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabilir … “

  1. 27.07.1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli diğer asker ve sivil kişiler kendi özel kanunlarına tabidirler. “

  1. 14.07.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13.02.2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun’un 117. maddesi ile kaldırılan 110., 111. ve 113. maddeleri şöyledir:

“Sicil dosyası
Madde 110 – Her Devlet memurunun bir sicil dosyası bulunur, Sicil amirleri tarafından düzenlenecek sicil raporları ile varsa müfettişler tarafından verilen denetleme raporları ve memurların mal beyannameleri sicil dosyalarına konulur.
Özlük ve sicil dosyasının önemi
Madde 111 – Devlet memurlarının ehliyetlerinin tespitinde, kademe ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekliye çıkarma veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde özlük ve sicil dosyaları başlıca dayanaktır.
Sicil raporlarında belirtilecek hususlar
Madde 113 – Sicil amirleri, belli zamanlarda düzenleyecekleri sicil raporlarında, memurların liyakat derecesini not esasına göre kıymetlendirerek tespit ederler. “

  1. 04.01.1980 tarihli ve 16859 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Sivil Memurlara Sicil Raporu Vermeye Yetkili Amirler Yönetmeliği’nin 8. maddesi şöyledir:

“Silahlı Kuvvetlerde görevli memurların sicil dosyaları, bağlı oldukları kuruluşun Personel Daire Başkanlığı Sivil Memurlar Şube Müdürlüklerinde (Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlığında) muhafaza edilir. Sicil Dosyalarını saklamakla görevli memurlara ait sicil dosyaları bunların amirleri tarafından korunur. “

  1. Bu Yönetmelik’in 9. maddesi şöyledir:

“Sivil Memurların ehliyetlerinin tesbitinde, kademe ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekli edilme veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde özlük ve sici, dosyaları başlıca dayanaktır.”

  1. Anılan Yönetmelik 15.07.2011 tarihli ve 27995 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Sivil Memurlara Sicil Raporu Vermeye Yetkili Amirler Yönetmeliğinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılmıştır.
  2. 15.04.2011 tarihli ve 27906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2 Seri No.lu Kamu Personeli Genel Tebliği’nin (B) bendinin (1) numaralı alt bendi şöyledir:

“6111 sayılı Kanunla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki sicile ilişkin düzenlemeler yürürlükten kaldırıldığından 2011 yılından başlamak üzere Devlet memurları için sicil raporu do/durulmayacaktır. Geçmiş yıllara ait sicil raporlarının, 01.01.2011 tarihinden başlamak üzere beşinci yılın sonuna kadar muhafaza edilmesi gerekmektedir. 657 sayılı Kanun dışındaki kanunlarda yer alan sicil ve değerlendirmeye ilişkin hükümlerde bir değişiklik yapılmadığından bu hükümlerin uygulanmasına devam edilecektir. Diğer kanunların sicil konusunda 657 sayılı Kanuna atıf yapan hükümlerinin uygulama imkanı kalmadığından bu hükümler uyarınca işlem yapılmaması gerekmektedir…”

  1. Bu Tebliğ’in (D) bendinin (9) numaralı alt bendi şöyledir:

“Özlük dosyalarının tutulması ve muhafazasında özel hayatın gizliliği ilkesine riayet edilir. Özlük dosyası içeriği hakkında soruşturma ve kovuşturmaya yetkili merciler dışındakilere açıklama yapılamaz, bilgi verilemez. Ayrıca kişinin rızası olmaksızın özlük dosyasındaki bilgiler ve kayıtlar esas alınarak kişi hakkında yayında bulunulamaz. “

  1. 02.02.2015 tarihli ve 29255 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Resmi Yazışmalarda Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 27. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir :

“‘KiŞİYE ÖZEL’ ibaresi taşıyan zarf veya belgeler açılmadan ilgiliye teslim edilmek üzere alınır. ‘KİŞİYE ÖZEL’ ibaresi taşıyan belge üzerinde yalnızca ilgili kişi tasarruf hakkına sahiptir ve ilgilinin talebi olmadan kayda alınamaz. “

  1. Danıştay İkinci Dairesinin 15.02.2013 tarihli ve E.2008/3328, K.2013/791 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir :

” … 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun uyuşmazlık tarihi itibariyle yürürlükte olan hükümleri uyarınca her yıl düzenlenen sicil raporları; Devlet memurlarının o yıl içerisinde genel durum ve davranışları bakımından olumlu ve olumsuz niteliklerini, kusur ve eksikliklerini, liyakat durumunu gösteren ve sicil amirlerince not esasına göre düzenlenen belgeler olup, sicil raporlarında bulunan sorular gözönüne alındığında, Devlet memurunun o yıl içerisinde disipline riayeti, sorumluluk duygusu, verimlilik ve çalışkanlığı , görevine bağlılığı, iş heyecanı, mesleki bilgisi, tarafsızlığı, iş arkadaşlarına, amirlerine ve iş sahiplerine karşı tutumu gibi konulara ilişkin olduğu görülmektedir.
Buna göre, sicil raporlarının düzenlenmesi ve olumsuz sicil alanlara getirilen müeyyidelerle sağlanmak istenen amacın, üretimi teşvik priminde güdülen amaç gibi, kamu personelinin daha etkin ve verimli çalışmasını sağlayarak kamu hizmetinin en verimli şekilde yerine getirilmesi olduğu anla ıl[maktadır]… “

B. Uluslararası Hukuk

  1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir. “

  1. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kişisel verilerin korunmasının Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamında güvence altına alınan özel hayat ve aile hayatına saygı hakkını bir kişinin kullanması konusunda büyük öneme sahip olduğunu belirtmektedir (S ve Marper Birleşik Krallık [BD], B. No: 30562/04-30566/04, 4/12/2008, § 103). Leander İsveç (B. No: 9248/81, 26/3/1987) kararında, başvurucunun bazı mesleki ve sendikal faaliyetlerinin gizli kayıtlarının tutulmasının özel hayatına ilişkin olduğu, bunun yanında söz konusu bilgilerin saklanması ve ifşa edilmesinin özel hayata saygı hakkına bir müdahale teşkil ettiği kabul edilmiştir (Leander İsveç, § 48). Soro/Estonya (B. No: 22588/08, 3/9/2015) kararında gizli serviste şoför olarak çalışmış olan başvurucunun mesleki bilgilerinin gazetede yayımlanmasının özel hayata müdahale teşkil ettiği kabul edilmiştir (Soro/Estonya, § 56). Bu başvuruda AİHM, müdahalenin gözetilen amaçla orantısız olduğu gerekçesiyle Sözleşmenin maddesinin ihlal edildiğine karar ermiştir (Soro/Estonya, §§ 56-64).

V. İnceleme ve Gerekçe

  1. Mahkemenin 10.01.2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

  1. Başvurucu, bilgi edinme hakkı çerçevesinde Kurul tarafından mesleki sicil notlarının kendisine “gizli” ve “kişiye özel” olarak verilmesine karar erildiğini ifade etmiştir. Başvurucu, mesleki yaşamı ve onurunu etkileyecek nitelikteki belgelerin gizlilik kurallarına uygun olarak kendisine verilmesi gerektiğini öne sürmüştür. Başvurucu, ancak kendisi tarafından öğrenilmesi gereken söz konusu evraka kendisi dışındaki kişiler tarafından da vakıf olunduğunu belirtmiştir. Başvurucu, bu sebeplerle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

  1. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın 20. maddesi şöyledir:

“Herkes, özel ha atına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir. “

  1. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır. “

1. Uygulanabilirlik Yönünden

37. Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukuksal çıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Ancak mahremiyet hakkı sadece yalnız kalma hakkından ibaret olmayıp bu hak, bireyin kendisi hakkındaki bilgileri kontrol edebilme hukuksal çıkarını da kapsamaktadır. Bireyin; kendisine ilişkin herhangi bir bilginin kendi rızası olmaksızın açıklanmaması, yayılmaması, bu bilgilere başkaları tarafından ulaşılamaması ve rızası hilafına kullanılamaması, kısaca bu bilgilerin mahrem kalması konusunda menfaati bulunmaktadır. Bu husus, bireyin kendisi hakkındaki bilgilerin geleceğini belirleme hakkına işaret etmektedir (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660, 21.01.2015, §§ 31-32). Özel hayata saygı hakkının kapsamında olan bireylerin kişisel verilerinin korunması hakkı, Anayasa’nın 20. maddesinde açık olarak düzenlenmiştir.

  1. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere kişisel veri -belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla- bir kişiye ait bütün bilgileri ifade etmekte olup adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini ortaya koyan bilgilerin değil telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, öz geçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtlan, parmak izleri, sağlık bilgileri, genetik bilgiler, IP adresi, e-posta adresi, alışveriş alışkanlıkları, hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm verilerdir (AYM, E.2014/74, K.2014/201, 25.12.2014; E.2013/122, K.2014/74, 09.04.2014; E.2014/149, K.2014/151, 02.10.2014; E.2013/84, K.2014/183, 04.12.2014; E.2014/180, K.2015/30, 19.03.2015; Bülent Kaya [GK], B. No: 2013/2941, 11.05.2016, § 49).
  2. Bunun yanı sıra özel hayata saygı hakkı, ilişki kurmak ve geliştirmek üzere çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir. Kişilerin mesleki hayatı özel hayatıyla iç içedir, bu yüzden mesleki hayat çerçevesinde yürütülen faaliyetlerin “özel hayat” kavramı dışında tutulması mümkün değildir (Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10.12.2015, § 62; Ata Türkeri, B. No: 2013/6057, 16.12.2015, § 31).
  3. Somut olayda MSB Sağlık Dairesi Başkanlığında sivil memur olarak görev yapan başvurucu hakkında sicil amirleri tarafından düzenlenen sicil raporlarının başvurucunun mesleki faaliyetlerine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Danıştay; sicil raporlarının devlet memurlarının o yıl içindeki genel durum ve davranışları bakımından olumlu ve olumsuz niteliklerini, kusur ve eksikliklerini, liyakat durumunu gösteren ve sicil amirlerince not esasına göre düzenlenen belgeler olduğunu tespit etmiştir. Buna göre sicil raporlarında; devlet memurunun dönem içinde disipline riayeti, sorumluluk duygusu, verimlilik ve çalışkanlığı, görevine bağlılığı, iş heyecanı, mesleki bilgisi, tarafsızlığı, iş arkadaşlarına, amirlerine ve iş sahiplerine karşı tutumu gibi konular yer almaktadır (bkz. § 30).
  4. Başvurucunun mesleki faaliyetlerinin değerlendirildiği sicil raporlarının belirtilen önemi, taşıdığı mahiyet ve içeriği sebebiyle kişisel veri niteliğinde olduğu tartışma konusu değildir. Kişisel verilerin tutulması, saklanması veya aktarılmasının ise Anayasa’nın 20. maddesi bağlamında kişilerin özel hayatına saygı hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

  1. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

  1. Özel hayata saygı hakkına ilişkin negatif ve pozitif yükümlülükleri kesin sınırlarla birbirinden ayırmak mümkün olmayıp her ikisinde de uygulanacak ilkeler benzerdir (N.Ö., B. No: 2014/19725, 19.11.2015, § 53).
  2. Anayasa’nın 20. maddesi esas itibarıyla bireyi kamu makamlarının keyfi müdahalesine karşı korumakla birlikte, devletin sadece böyle bir müdahalede bulunmaktan kaçınmasını gerektirmemekte, belirtilen negatif yükümlülüğün yanı sıra özel ve aile yaşamına etkili bir şekilde saygı gösterilmesi noktasındaki pozitif yükümlülükleri de kapsamına almaktadır. Anayasa’nın 20. maddesi, “Devletin temel amaç ve görevleri ” kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte ele alındığında, belirtilen pozitif yükümlülüklere işaret etmektedir (Mehmet Arif Kılınç, B. No: 2013/1656, 16.07.2014, § 27; Marcus Frank Cerny [GK], B. No: 2013/5126, 02.07.2015, § 36).
  3. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında ise herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı ifade edilmiştir. Maddede ayrıca kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Kişisel verilerin korunması hakkı, kişinin insan onurunun korunmasının ve kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak, bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı amaçlamaktadır (AYM, E.2014/122, K. 2015/123, 30.12.2015, §§ 19-20).
  4. Devletin özel hayatın gizliliğinin korunması bağlamında kişisel verilerin yetkisiz kişiler tarafından elde edilmesini veya kullanılmasını önleme ve ayrıca bu verilerin ifşa edilmesini engelleme yükümlülükleri bulunmaktadır. Kamu makamlarınca belirtilen koruma yükümlülüğüne uyulmaması sonucu kişisel verilerin ilgisiz kişilerce öğrenilmesi bireyin özel hayatına saygı hakkının ihlaline yol açar.

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

  1. Başvuruya konu belgeler, 2003 yılından 2010 yılına kadar olan dönemde başvurucu hakkında verilen sicil raporlarıdır. İdare , bilgi edinme hakkı çerçevesinde Kurul kararı gereği bu belgelere başvurucunun erişimine izin vermiştir. Yukarıda da değinildiği üzere başvurucu hakkında öznel ve nesnel bazı değerlendirmeleri içeren söz konusu raporlardaki bilgiler aynı zamanda kişisel verilerdir (bkz. § 40).
  2. Başvurucunun bu verilere erişim talebi idarece reddedilmiş ancak bilgi edinme hakkı çerçevesinde yapılan itiraz neticesinde Kurul, söz konusu sicil raporlarının “gizli” ve “kişiye özel” olarak başvurucuya verilmesine karar vermiştir. Böylelikle başvurucunun belirtilen kişisel verilerine erişiminin engellenmesi yönündeki mağduriyeti giderilmiştir. Bununla birlikte idarece gizlilik derecesi verilen bu sicil raporları “kişiye özel” kaydı düşülmediği için bütün aşamalardan – kapalı bir zarf içinde olmaksızın- geçerek başvurucuya tebliğ edilmiştir. Bu sebeple AYİM Başsavcılığı tarafından da tespit edildiği üzere “kişiye özel” olarak gönderilmeyen sicil raporlarına tebliğ aşamasına kadar geçen sürede başvurucu dışındaki kişilerin de vakıf olabildikleri anlaşılmaktadır (bkz. § § 13, 15).
  3. Başvuru konusu olayda başvurucunun kişisel verileri kapsamındaki mesleki sicil raporlarına erişimi sağlanmış ancak başvurucu bu verilerin kişiye özel olarak gönderilmemesinden şikayetçi olmuştur. Gerçekten de derece mahkemesi, başvurucuya ait sicil raporlarının “kişiye özel” kaydı olmadan gönderildiğini tespit etmiştir. Halbuki bu sicil raporlarının başvurucuya verilmesine ilişkin Kurul kararında, evrakın “kişiye özel” olarak teslim edilmesi gerektiği belirtilmiş olup resmi yazışma kurallarına ilişkin mevzuatta da bu evrakın nasıl teslim edileceği düzenlenmiştir (bkz. § 29). Bununla birlikte başvurucunun özel hayatına yapılan bu müdahaleye ilişkin olarak manevi tazminat istemiyle açtığı davada AYİM, evrakın TSK Karargah Hizmetleri Yönergesi doğrultusunda yalnızca ilgili kişilerce öğrenildiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
  4. Kamu hizmetlerinin etkin bir şekilde görülebilmesi için kamu personelinin faaliyetlerinin değerlendirildiği sicil raporlarının düzenlenmesi, tutulması ve muhafaza edilmesi kamu yararı bakımından gerekli görülebilir. Bununla birlikte kamu makamlarından çalışanların mesleki faaliyetlerine ilişkin söz konusu bilgilerin tutulması ve saklanması sırasında Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının korunmasına ilişkin gerekliliklere uygun hareket etmeleri beklenir. Bu bağlamda kamu görevlilerinin haklarında düzenlenen mesleki sicil raporlarının tutulması ve saklanması sırasında gizliliğe riayet edilmesi, bu verilere ilgisiz kişilerin erişiminin engellenmesi gerekmektedir.
  5. Kişisel verilerin korunması hususunda Anayasa’nın 20. maddesindeki gereklilikleri sağlamaya yönelik bazı düzenlemelerin mevcut olduğu görülmektedir. Bu kapsamda 4982 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri uyarınca bilgi edinme hakkı çerçevesinde kişisel verilere erişimin kolaylaştırılması sağlanmıştır. Nitekim başvurucu da bu sayede mesleki faaliyetlerine ilişkin tutulan sicil raporlarına erişebilmiştir. Diğer taraftan 6698 sayılı Kanun ile kişisel verilerin kişilerin açık rızası olmaksızın aktarılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Sivil Memurlara Sicil Raporu Vermeye Yetkili Amirler Yönetmeliği’nin 8. maddesinde, Silahlı Kuvvetlerde görevli memurların sicil dosyalarının bağlı oldukları kuruluşun Personel Daire Başkanlığı Sivil Memurlar Şube Müdürlüklerinde muhafaza edileceği düzenlenmiştir. Nihayet 2 Seri No.lu Kamu Personeli Genel Tebliği’nin (D) bendinin (9) numaralı alt bendinde, özlük dosyalarının tutulması ve muhafazasında özel hayatın gizliliği ilkesine riayet edileceği düzenlenmiştir.
  6. Somut olayda ise başvurucunun mesleki hayatına ilişkin önemli bilgileri içeren sicil raporlarının sicil dosyalarının muhafaza edildiği Personel Dairesi Başkanlığından başvurucunun görev yaptığı Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığına “kişiye özel” evrak tasnifi yapılmadan gönderildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar AYİM kararında, yalnızca yönergede belirtilen kişilerce evrakın öğrenildiği gerekçesine dayanılmış ise de kişiye özel olarak gönderilmediği için bu evrakın başvurucuya tebliğ edildiği ana kadar bütün aşamalarda ilgili olmayan kişilerce de öğrenilebilmesinin mümkün kılındığı açıktır.
  7. Bunun yanında başvurucunun bilgilerinin yalnız kamuya açık olmaması değil aynı zamanda kurum içinde de mümkün olduğunca gizli tutulması önem taşımaktadır. Nitekim söz konusu evrakın tutulmasına ilişkin kurallar gözetildiğinde ilgili olmayan personelin başvurucu ile aynı birimde görev yapsa dahi bu evrakı öğrenmesine lüzum da bulunmamaktadır. Kaldı ki resmi yazışma kurallarına göre, bu gibi belgelerin gizlilik kuralları çerçevesinde başvurucuya teslim edilebilmesi kolaylıkla mümkün görülmektedir. Ayrıca aynı düzenlemede “kişiye özel” ibaresi taşıyan belge üzerinde yalnızca ilgili kişinin tasarruf hakkına sahip olduğu da belirtilmiştir (bkz. § 29). Bu bağlamda Personel Dairesi Başkanlığınca “kişiye özel” kaydı düşülerek gönderilmesi durumunda sicil raporlarının kapalı bir zarf içinde başvurucuya tebliğ edilebileceği dikkate alınmalıdır. Buna karşın dosya kapsamına göre, sicil raporlarının başvurucuya kişiye özel olarak gönderilmediği ve kapalı bir zarf içinde tebliğ edilmediği açıkça ortadadır.
  8. Sonuç olarak başvurucunun mesleki faaliyetlerine ilişkin önemli bilgileri içeren sicil raporlarının başkalarınca öğrenilebilmesinin mümkün kılındığı anlaşıldığından somut olayda devletin özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasına ilişkin pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
  9. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

  1. 30.03.2011 tarihli ve 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi halinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

  1. Başvurucu, yeniden yargılama ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
  2. Somut olayda özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
  3. Özel hayata saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM İkinci Dairesine (Anayasa’nın 21.01.2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendi uyarınca Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince belirlenecek görevli ve yetkili idare mahkemesine) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
  4. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yetkili yargı merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlal sonucu açısından yeterli bir giderim sağladığı anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
  5. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. Hüküm

Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesine (Anılan Dairenin 18.06.2014 tarihli ve E.2014/1084, K.2014/1007 sayılı kararına ait dava dosyası ile ilgilidir.) (Anayasa’nın 21.01.2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendi uyarınca Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince belirlenecek görevli ve yetkili idare mahkemesine) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması halinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10.01.2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Hakkımızda
Ticaret hayatının dijitalleşmeye başlaması ile riskler de dijital ortamdan kaynaklanmış ve veri güvenliği önem kazanmıştır. Bu kapsamda siber saldırıların ve açıkların yanı sıra şirketlere ve kişilere ilişkin verilerin internet ortamında ulaşılabilir olması ile ticaret ve özel hayatın korunması yani veri gizliliği ihtiyaç haline gelmiştir.

DEVAMI

Gizlilik ve Kullanım
Verko İletişim

Ofisim İstanbul İş Merkezi Tugay Yolu Cad. No:20 B Blok Kat:7 D:39 Cevizli / Maltepe / İstanbul

0(216) 418 21 25
0(535) 344 36 32
0(535) 344 36 64

info@verko.com.tr

Open chat