Anayasa Mahkemesi

I. Başvurunun Konusu

  1. Başvuru, ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan başvurucunun mektubunun sakıncalı olduğu gerekçesiyle muhatabına gönderilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin; mektupların Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine kaydedilmesi nedeniyle de özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. Başvuru Süreci

  1. Başvuru 6/11/2017 tarihinde yapılmıştır.
  2. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
  3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
  4. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
  5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
  6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. Olay ve Olgular

  1. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
  2. Başvurucu silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hâlen Tarsus 3 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) tutuklu olarak bulunmaktadır. Başvurucu eşine yazdığı mektubun sakıncalı olduğu gerekçesiyle gönderilmemesinden ve tüm mektupların Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine (UYAP) kaydedilmesinden yakınmaktadır.

A. Mektubun Sakıncalı Bulunarak Gönderilmemesine İlişkin Süreç

  1. Başvurucunun Osmaniye 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kaldığı dönemde eşine ve çocuklarına göndermek istediği mektubu değerlendiren Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı (Disiplin Kurulu) 23/6/2017 tarihinde mektup ekindeki çizimlerin sakıncalı olduğuna karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; mektup ekindeki çizimlerin Fetullahçı Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) şifreli olarak örgütsel haberleşmesinin engellenmesi ile kurum asayiş ve güvenliğinin sağlanması amacı kapsamında sakıncalı olduğu vurgulanarak çizimlerin üzerinin kapatılması suretiyle mektubun alıcısına gönderilmesi gerektiği değerlendirmesine yer verilmiştir.
  2. Başvurucunun anılan karara itirazını 28/6/2017 tarihinde kabul eden Osmaniye İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği), Disiplin Kurulu kararının iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; incelenen belgelerin sakıncalı kabul edilebilecek bir içeriğe sahip olmadığı, ayrıca gizli haberleşme sayılacak bir ifadeye rastlanılmadığı belirtilmiştir.
  3. İlgili Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine İnfaz Hâkimliği, itirazın kabulüyle 28/6/2017 tarihli kararın kaldırılmasına ve başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; on sayfayı aşkın belgenin içeriğinde bazı şekil ve figürler ile sulh ceza mahkemesindeki sorguya ilişkin belgelerin bulunduğu belirtilerek, Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olduğu ifade edilmiştir.
  4. Başvurucu tarafından İnfaz Hâkimliğinin anılan kararına karşı Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz 3/10/2017 tarihli kararla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde; 3/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasına atıf yapılarak, itirazın dayanağını oluşturan İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğu ifade edilmiştir.
  5. Nihai karar 24/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
  6. Başvurucu 6/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. Mektupların UYAP’a Kaydedilmesine İtiraza İlişkin Süreç

  1. Başvurucunun mektuplarının dijital tarama yapılarak UYAP ortamına kaydedilmesinin durdurulmasına yönelik talebi, İnfaz Hâkimliğinin 14/9/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde; ülkede yaşanan olaylar nedeniyle kanun hükmünde kararnamelerle belirlenen önlemler kapsamında mektupların sisteme kayıt edildiği belirtildikten sonra, uygulamanın usul ve yasaya uygun olduğu, ayrıca İnfaz Kurumu yetkililerinin takdir yetkilerini kötüye kullandıklarına ilişkin bir delil olmadığı vurgulanmıştır.
  2. Başvurucunun anılan karara karşı itirazını, Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi 20/10/2017 tarihinde, itiraza konu kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir.
  3. Nihai karar 25/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
  4. Başvurucu 6/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İlgili Hukuk

  1. İlgili hukuk için bkz. Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20; Kemal Karanfil, B. No: 2017/24776, 24/5/2018, §§ 15-36.

V. İnceleme ve Gerekçe

  1. Mahkemenin 11/3/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

  1. Başvurucu uzun süredir tutuklu olması nedeniyle bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılayacak gelirinin olmadığını belirterek, adli yardım talebinde bulunmuştur.
  2. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Mektubun Sakıncalı Bulunmasına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

  1. Başvurucu; mektupta yer alan ve kurşun kalem ile çizdiği araba ve çiçek resimlerinin örgüt içi haberleşme olarak kabul edilmesinin hiçbir dayanağının bulunmadığını belirtmiştir. İki ayda bir kısa sürelerle gördüğü çocuklarıyla sevdikleri arabanın ve çiçeğin resmini çizmek suretiyle iletişim kurmaya çalıştığını, yaptığı resimlerin şifre niteliğinde olmadığının ilk bakışta anlaşılabileceğini, Cumhuriyet savcısının mütalaasının kendisine tebliğ edilmediğini vurgulayan başvurucu, haberleşme hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
  2. Bakanlık görüşünde; başvurucunun mağdur sıfatının olup olmadığı yönündeki değerlendirmeye esas alınmak üzere öncelikle Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 2/8/2019 tarihli yazısına atıf yapılarak başvurucunun 5/10/2017 tarihinde Tarsus 3 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildikten sonra başvuruya konu mektup ve ekinde yer alan çizimlerin 20/11/2017 tarihinde muhatabına gönderildiği vurgulanmıştır. Ayrıca ilgili mevzuat ve olağanüstü hâl koşulları hatırlatıldıktan sonra şifreli haberleşme olabileceği değerlendirilen çizimlerin muhatabına gönderilmemesine karar verilmesinin, Anayasa’nın 22. maddesi anlamında kamu düzenin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi için ihtiyaç duyulan demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmadığı ve müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla orantılı olduğu değerlendirilmesine yer verilmiştir. Ayrıca başvurucunun şikâyetlerine yönelik incelemenin Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında yapılması gerektiği, bu kapsamda yapılacak incelemede başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

2. Değerlendirme

  1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) “Düşme kararı” kenar başlıklı 80. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(1) Bölümler ya da Komisyonlarca yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:

c) ihlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış olması,

ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmemesi.

 (2) Bölümler ya da Komisyonlar; yukarıdaki fıkrada belirtilen nitelikteki bir başvuruyu, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde incelemeye devam edebilir.”

  1. İçtüzük’ün 80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi gereği Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış olması ya da benzer nitelikteki başka bir gerekçeden dolayı başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine varması hâlinde başvurunun düşmesine karar verebilir (S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 23).
  2. Başvuru konusu olayda Disiplin Kurulu tarafından sakıncalı olduğu gerekçesiyle alıkonulan mektup ekindeki çizimlerin, bireysel başvuru yapıldıktan kısa bir süre sonra 20/11/2017 tarihinde muhatabına gönderildiği görülmüştür. Bu durumda somut olayda, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılarak başvurucunun mağdurluk statüsünün sona erdiği ve başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerektiren bir husus bulunmadığı anlaşılmaktadır.
  3. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmı yönünden düşme karar verilmesi gerekir.

C. Mektupların UYAP’a Kaydedilmesine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

  1. Başvurucu; yakınlarına gönderdiği mektupların dijital tarama yapılarak UYAP ortamında arşivlendiğini, üçüncü kişilerin erişimine açıldığını ve bu durumun ilgili mevzuata aykırı olduğunu vurgulayarak özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
  2. Bakanlık görüşünde; başvurucunun bu iddiası ile ilgili ayrıca bir değerlendirmeye yer verilmeyerek, başvurucunun şikâyetlerine yönelik incelemenin Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında yapılarak başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği ifade etmiştir.

2. Değerlendirme

  1. Anayasa’nın “Özel hayatın gizliliği” kenar başlıklı 20. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”

  1. Anayasa’nın “Haberleşme hürriyeti” kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:

“Herkes, haberleşme hürriyetinesahiptir. Haberleşmeningizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.”

  1. Başvurucunun iddialarının özü, gönderdiği mektupların UYAP ortamına kaydedilmek suretiyle üçüncü kişilerin erişimine açılmasına ilişkindir. Anayasa Mahkemesi başvuru konusu şikâyetleri önceki kararında haberleşme hürriyeti ve özel hayata saygı hakkına müdahale olduğunu kabul ederek anılan haklar kapsamında incelemiştir (Kemal Karanfil, § 49).
  2. Anılan kararda esas incelemesinde; tutuklu ve hükümlülerin yazışmalarının kural olarak denetime tabi olduğu hatırlatıldıktan sonra ülkedeki terör suçlarına yönelik gelişmeler nedeniyle ceza infaz kurumların kapasitelerinin üstünde kişi bulunması ve kurumların personel sayısı dikkate alınarak yazışmaların UYAP ortamına kaydedilmesinin hükümlü ve tutukluların yazışmalarının korunması ve denetlenmesi amacıyla uygulanan ve denetimin tam anlamıyla gerçekleştirilebilmesinin yanı sıra yazışma metinlerine dair olası kayıpların önüne geçilerek bireylerin menfaatine de hizmet etmeyi amaçlayan ek bir tedbir olduğu belirtilmiştir. Kararda ayrıca, anılan tedbir yoluyla bireyin mahremiyet hakkına yapılan müdahalenin, öncelikle suç işlenmesinin önlenmesi ile ceza infaz kurumunun güvenliğinin sağlanması ve böylelikle kamu düzeninin korunması amacına yönelik olduğu vurgulanarak toplum menfaati karşısında gerekli olmadığını söylenemeyeceği ifade edilmiştir (Kemal Karanfil, §§ 74-76).
  3. Öte yandan anılan kararda UYAP ortamına kaydedilen yazışmaların ceza infaz kurumunun yetkili personeli hariç üçüncü kişilerin erişimine veya kullanımına açılmadığı, anılan yetkinin kötüye kullanılması ve yazışmaların kaydedilmesindeki meşru amacın ortadan kalkması hâlleri dâhil olmak üzere yazışmaların korunması hususunda yeterli düzenlemenin mevcut olduğu belirtilmiştir. Yazışmalarının UYAP ortamına kaydedilmesi şeklindeki müdahalenin başvurucuya aşırı bir külfet yüklemediği ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin sağlanmasındaki kamu yararı ile başvurucunun haberleşme hürriyetinin ve kişisel verilerinin korunmasındaki bireysel yarar arasındaki makul dengenin gözetildiği vurgulanarak özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmıştır (Kemal Karanfil, § 77).
  4. Başvurucunun şikâyetinin yazışmalarının UYAP ortamına kaydedilmesine ilişkin olduğu, İnfaz Kurumu yetkililerinin kendilerine tanınan yetkiyi kötüye kullandıklarına ya da mektupların kaydedilmesindeki meşru amacın ortadan kalktığına dair bir iddianın da bulunmadığı gözetildiğinde, somut olayda Kemal Karanfil kararında belirtilen ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum olmadığı sonucuna varılmıştır.
  5. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ve 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

VI. Hüküm

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Haberleşme hürriyetin ihlal edildiğine ilişkin iddianın ihlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış olması ve incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmemesi nedeniyle DÜŞMESİNE,

C. Özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

D. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ve 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

E. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 11/3/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Hakkımızda
Ticaret hayatının dijitalleşmeye başlaması ile riskler de dijital ortamdan kaynaklanmış ve veri güvenliği önem kazanmıştır. Bu kapsamda siber saldırıların ve açıkların yanı sıra şirketlere ve kişilere ilişkin verilerin internet ortamında ulaşılabilir olması ile ticaret ve özel hayatın korunması yani veri gizliliği ihtiyaç haline gelmiştir.

DEVAMI

Gizlilik ve Kullanım
Verko İletişim

Ofisim İstanbul İş Merkezi Tugay Yolu Cad. No:20 B Blok Kat:7 D:39 Cevizli / Maltepe / İstanbul

0(216) 418 21 25
0(535) 344 36 32
0(535) 344 36 64

info@verko.com.tr

Open chat